31 Aralık 2004

âh mine'l aşk

...
...
...
Göreli kâmet ü zülf ü dehenin harflerini Uğradım fâriğ’u âzâde yürürken eleme
O, sevgilisinin boyunu (kâmet) elif, zülfünü lâm ve ağzını (dehen) da mim harflerine benzeterek bir yandan Kur’anda geçen Elif-Lâm-Mîm âyetlerine işarette bulunurken, diğer yandan beyitin ikinci dizesindeki elem kelimesini ortaya döküvermektedir. (Elem, sırasıyla elif, lâm ve mim harfleriyle yazılır.) Şiirin manası: Ey Sevgili! Kendi başıma ve âzâde yaşayıp giderken birden senin boyunu, zülüflerini ve ağzını temsil eden harfleri gördüm de (güzelliğine tutulup) sonunda eleme uğradım.(Şimdi o elem ile öylesine acılar içindeyim!...) ... ... ... Nabî'nin oğlu Hayrullah için yazdığı Hayriyye nam ünlü nasihatnamesinde namaz için ayrı bir bölüm ayırarak sonunda der ki:
Sen namaza idesin çünki kıyâm
Elf olursun eyâ mâh-ı temâm
Râki' olsan görinür sûret-i dâl
Enbiyâ sırrıdur anla bu makâl
Sâcid olsan görinür halka-i mîm
Âdem olursun eyâ rûh-ı cesîm
Anla çün kim sana keşf ola bu râz
Âdem olur mı iden terk-i namâz
Aşağı yukarı şöyle demektir: Ey parlak ay gibi olan oğul! Eğer namazda kıyama durursan (dimdik duruşunla) "elif" harfine benzersin. Rukûa vardığında "dal" harfi ortaya çıkar. Bil ki bu söylediklerim nebiler sırrıdır. (boşa teşbihler değil!) Secdeye vardığında da "mim" harfinin halkası kendini gösterir ve sen, ey azametli ruh (ey eşref-i mahlukat olan insan) tam manasıyla "âdem" olursun. Bu dediklerimi anla, çünki sen bu sırra vakıf olacak yaratılıştasın. Hiç namazı terk edene "âdem" denilebilir mi?
âh mine'l aşk / iskender pala

http://www.imageshack.us/

-Sevgili blog, çok acil olarak internette bir yerlere resim upload etmen gerekiyor diyelim. -Ne yaparsın? -Hemen http://www.imageshack.us/ adresine gidilir. Gözat düğmesiyle resim seçilir ve gönderilir.

30 Aralık 2004

Coyote ve Roadrunner

Hastayım ben bu çakala... Ekmek parası için katlanmadığı rezillik yok gibi. Yoksa yaptığı o müthiş planlarla road runnerı yakalayamaması mümkün değil ama gel görki senarist amcalarım yerçekimi kanunu değiştiriyorlar, fizik kurallarını alt üst ediyorlar çakalın kuşu yakalamasını engelliyorlar. Bizim çakalda bir gün olsun çıkıp "kardeşim bana neden engel oluyorsunuz?" demedi. Çünkü biliyorki yakalarsa oyun biter sonra kendisine kim ekmek verecek? Şöyle bir fıkra veya kıssa vardır. Adamın biri berbere gider. Traşını olurken berber adama dışardaki bir çocuğu işaret ederek:"bu çocuk dünyanın en aptal çocuğudur" der. Adam "neden" diye sorar. Berber:"sana göstereyim" der ve çocuğu yanına çağırır. berberin bir elinde 1 milyon diğer elinde 10 milyon vardır. ellerini çocuğa uzatır ve "hangisini istiyorsan alabilirsin" der. çocuk biraz düşündükten sonra 1 milyonu kaptığı gibi olay yerinden uzaklaşır. berber adama döneerek "gördün mü? ben sana söylemiştim" der. adam berberden çıkar ve bir kaç sokak sonra bizim aptal çocuğa rastlar. 10 milyon dururken neden 1 milyonu aldığını merak edip çocuğu yanına çağırır ve sorar: "neden 10 milyonu değilde 1 milyonu aldın?" çocuğun yüzünde hafif bir tebessüm belirir ve şunu söyler: "eğer 10 milyonu alırsam oyun biter" :) bizim çakalın hikayeside budur işte :) çizgi filmleri imesh, dc++ ta bulmak mümkün. alt yazı derdi de yok nasıl olsa :)
Coyote'nin yerçekimi dersleri :)
Çakal (Coyote) The Roadrunner, Geococcyx californianus (=Ground Cuckoo)

İlk deprem deneyimi :(

dün akşam ankaranın çubuk ilçesi 4.6 ile sallanınca bizde sallanıverdik :) gerçi 3-4 saniyelik ufak tefek bir sallantıydı ama yine de ürperticiydi. allah bizi bu tür afetlerden korusun, güney doğu asyada ölen insanlara rahmet eylesin...

23 Aralık 2004

Ey gidi eski günler Eyyyyy!

başımızdaki saçların azalmaya başladığı şu günlerde eski yaptıklarımız karşımıza çıkınca insan bu sözü demeden duramıyor... zamanında yazdığımız bi kaç yazı vardı photshop ve flashla ilgili. bu yazıları hala interntte bir yerlerde görebilmek insanı mutlu ediyor :) http://www.bilgisayardershanesi.com/photoshopders1.htm http://www.bilgisayardershanesi.com/flashders1.htm http://www.bilgisayarogren.com/photoshopders5.htm http://kardelen47.tripod.com/photoshop__bilgileri.HTM kendi yazdığımız dersi okuyabilmek için bile 75 kp lik bir ücret ödemek zorunda kaldım :) http://www.sorucevap.com
resminide koyacaktım ama bu helloya bişe oldu resim falan göndermiyor. konu hakkında fikri olan?
sorunu düzeltmişler. resim göndermede her hangi bir sorun yok

GGA - Görselliğin Gücü Adına!

Aşağıda yer alan mesaja DelphiTurkiye.com adresindeki forumda rastladım.
Ben delphi ile program geliştiren ve ürettiği programları iş gören işe yarayana biriyim... Ancak ciddi bi sorunum var... Görsellik... Hep Standart comp. leri kullanıyorum..Programda hiç albeni yok.Arkada harika şeyler çalışıyor.ama görüntü cok rutin sradan label ler edit ler çok düz ve basit.Bugun birinin yaptıgı programı gordum.Ve bir kullanıcının yorumlarını dinleyince cıldırdım. Program inanılmaz basit, db bağlantılarını Table ile arama metodunu locate ile falan yapmış.Ama görüntü labeller falan o kadar hoşki kullanıcıyı mest etmiş.Muharrem diye bir arkadas vardı.Ondan bi cd almıştım.İnanılmazdı.Yok yoktu içinde.ama kaybettim.HAyatım boyunca o kadar comp. i bir arada göremem herhalde. Şimi bana comp ler hakkında site.link vs ne biliyim kaynak yardımcı olacak olan varmı.Boyle arşivinde comp ler olan arkadaslar paylaşmayı düşünürseniz ücretine bile hazırım..Artık kafayı yiyecem güzel işler yapıyoruz...begenilmiyor..Dün eşimde yaptıgını programlar güzel değil diyinice çıldırdım artık. Nolur bana yardımcı olun.
Aslında görsellik ve tasarım programcıların işi olmaması lazım. Bu öğeler başlı başına yetenek ve tecrube isteyen konular. Bu işle ilgilenen insanın ciddi anlamda grafik, psikoloji, görsel sanatlar v.s. gibi eğitimler almış olması gerekmektedir. Programcının işi ise sadece kod yazmaktır lakin bulunduğumuz ortamda bu pek mümkün olmamaktadır. İlk önce şunu belirtmek lazım. Görsellik yetenek işi. Ortaya güzel şeyler çıkartabilmek için insanın sanat ruhuna sahip olması gerekiyor. Sonradan bu yeteneği kazanmak zor ama taklit etmek olası. ;) Süper kod yazan fakat sanat ruhu olmayan insanlar ne yapacak? Bu işi bırakacaklar mı? Şu kadarını söyleyebilirim. Ne kadar iyi kod yazarsanız yazın görsellik veya tasarım güzel olmayınca iş yapmanız, para kazanmanız oldukça zor. Bir şekilde bu problemi aşmanız gerekiyor. En azından tasarımlarınızda, populer programların arayüzlerini taklit etmelisiniz. Daha fazlasına girişmeyin elinize yüzünüze bulaşır. Gelelim işin delphi tarafına. Sanatçı ruhu taşıdığınıza inanmıyorsanız veya vaktiniz çok fazla değilse ve programınıza biraz görsellik katmak istiyorsanız bu işin en basit yolu hazır bileşenler kullanmak. BusinessSkinForm, VclSkin, Suipack, xpStyle tarzı bir çok bileşen var. Bir kaç ufak projede, bu bileşenlerden bazılarını (SuiPack, xpStyle) kullandım ve memnun kaldığımı söyleyebilirim. -Çok fazla gerekmedikçe ek bir bileşen kullanmamayı tercih ederim.- Görsellik için bu tip bileşenler kullanmak şart mı? Elbette hayır. Aşağıda delphiyle yazılmış bir programın çalışma anındaki görüntüsünü görüyorsunuz. Bu projede görsellik için -PDJButton.pas dosyasından ibaret- pdjButton adlı bileşen tek başına işin büyük bir bölümünü halletmiş. Bu bileşen haricinde görsellik adına birde dxButton adlı bir bileşen kullanılmış. (Sadece 1 yerde). geriye kalanlar bildiğimiz standart delphi bileşenleri. Tpanel, TImage, TspeedButtoon v.s...

Aşağıda da formun tasarım anında kaydedilmiş resmini görüyorsunuz.

Photoshop’u CASE araçları kategorisine sokmayanlara burdan önemle duyurulur :) Programı tasarlayan kişi biraz delphi biraz photoshop kullanarak ortaya janjanlı birşeyler çıkartmış. Bunun yanında eminim (%85) bu kişi daha önceden web sitesi yaparak bu işe başlamıştır çünkü kullanılan teknikler birebir aynı. (ilk web işine girdim diye mi bana öyle geliyor yoksa? ) Hangi teknikler diye sorarsanız hemen açıklayalım. Yukarıda ki resimde Gruplar yazan yerin arka planına dikkat edin. Bütün bir resim olarak görünüyor fakat aslında bütün bir resim değil. Aşağıdaki resmin Timage içine yerleştirilip bileşenin Strecth özelliğinin True yapılmasıyla elde edilmiş bir görüntü.

Söylemek istediğim şudur ki Zor mu ? Gülüm bu kadar çok zor mu ? (Kıraç – Hep Seni). Tam bu cümleyi (Söylemek istediğim şudur ki) yazarken winampta çalmaya başladı :) "Cuk oturdu" diye buna diyorlar galiba... Aşağıdaki linkten programın DeDe ile export edilmiş halini indirebilirsiniz. Bunun size yararı şu olacak. Projeyi delphide açıp tam olarak nasıl tasarlandığını ve ne tür resimler kullanıldığını görebileceksiniz. Programın DeDe ile export edilmiş hali http://delphi53.superihost.com/Delphi/MesajNet/MesajNEt.exe PdjButton.pas http://delphi53.superihost.com/Delphi/MesajNet/PDJButton.exe DxButton.pas http://delphi53.superihost.com/Delphi/MesajNet/dxButton.exe Programın Web Sitesi http://www.kanalnet.net/htmlsite/Site/mesajnet.html not: şu sıralar bilgisayarın virüslerle arası ne alemde bilmiyorum. dosyaları indirdikten sonra virüs taraması yapmanızı öneririm.

21 Aralık 2004

AB bizi üyeliğe almaaaazzzz!

Alttaki resim bunun kanıtıdır. Biz millet olarak yatmaya alışmışız. Üretmek, araştırmak bize çok uzak sözcükler. Başkası kazansın biz yiyelim. Ama lafa gelincede altta kalmayız. Türk milleti zekidir, türk milleti çalışkandır. İki ihtimal var. Ya bu söz koca bir yalan (günaydın diyenleri duyuyorum ;-) ) ya da bu ülkede yaşayan 70 milyon insanın sadece 3-5 tanesi türk diğerleri başka bir ırktan. Üretme gayretinde olan insan çevresindeki olanakları imkanları bi araştırır. "Ben bişeler üretmek istesem kimden ve nasıl destek alabilirim?" diye merak eder. 2 ayda merak edenlerin sayısı 70 milyonluk ülkemde sadece 420 küsür. Bi türk dünyaya bedel olduğuna göre; e bu kadar türk yeter bize...

18 Aralık 2004

1 Mayısta ellerim neden cebimde?

Her zaman olduğu gibi bugünde işçi partili arkadaşlar ipekçi parkına gösteri yapmaya gelmişti. Önlerinden sessiz sedasız geçerken karşıdan gelmekte olan iki kızdan birisi gösteri yapan insanları görünce arkadaşına dönerek ve birazda şaşkın bir ifadeyle "Bugün 1 Mayıs mı?" diye sordu. O an kızı omuzlarından tutup iki yanağından öpmek istedim ama çok üşüdüklerinden dolayı ellerimi cebime sokmuştum, çıkartmaya üşendim...

04 Aralık 2004

SAKIN BOYUN EĞME !

Bi kaç gün önce mail kutuma gelmişti. Etkileyici bir yazı, buraya yapıştırmakta fayda görüyorum... “Allah (cc) diyor ki” başlıklı yazımız gazetede çıktığı gün kadim dostlarımızdan Ali Vural kardeşimiz aradı ve “Bir de Kalem suresini oku, orada da çok şey bulacaksın” dedi. Kadim dostumuz Ali Vural kardeşimizin dediğini hemen yapıp, Kalem suresinin mealini dikkatlice bir-kaç kez okuduk. Surenin daha ilk ayetlerinde çarpıcı bir uyarı vardı. Rabbimiz, Sevgili Peygamber Efendimizi “Şüphesiz sana tükenmez bir mükafat vardır. Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin” diye övdükten hemen sonra şu çarpıcı uyarıda bulunuyor: -O halde yalanlayanlara boyun eğme.. Cenab- Hakk kendi yolundan sapanları iyi bildiğini ifade ettikten sonra hidayete erenleri daha iyi bildiğini açıklıyor ve Sevgili Peygamber Efendimize şu tavsiyede bulunuyor: “Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba; bütün bunların ötesinde bir de soysuz olan kimseye mal ve oğulları vardır diye sakın boyun eğme..” Bu hitab-ı ilahiyi dikkatlice okuyunca insan ister istemez günümüz müslümanlarının içine düştükleri zaafı hatırlıyor. Global dünya masallarının etkisine girenleri hatırlıyor. Onlar çok güçlü, başka çaremiz yok diye teslim bayrağını çekenleri hatırlıyor. Güçlünün yanında yer alıp, pastadan büyük pay kapalım diyenleri hatırlıyor. Kalem suresinin bir başka ayetinde Rabbimiz bize şöyle sesleniyor: "Peki Allah rızkını keserse, kimdir size rızık verecek olan?" Evet, inandık iman ettik diyenler için yine çarpıcı bir uyarı daha. Günümüz müslümanlarının en büyük handikaplarından biri de bu rızık meselesi değil mi? Sırf rızık endişesi ile çoğu-çoğumuz yanlış yollara sapmıyor muyuz? Yüce Rabbimiz bizlere şöyle soruyor: “Şimdi, yüzüstü kapanarak düşe kalka yürüyen mi daha doğru gider yoksa dosdoğru bir yolda dimdik yürüyen mi?” Evet, Yüce Rabbimiz bize hem böyle soruyor hem de daha doğru gitmemiz için nasıl davranmamız gerektiğini açık açık söylüyor. Kalem suresinin son ayetlerinde ise Kur’an’ı “yalanlayan”larla ilgili olarak şu uyarılar yapılıyor: “(Ey Muhammed!) Bu sözü (Kur’an’ı) yalanlayanlarla beni başbaşa bırak. Biz onları bilemeyecekleri biçimde adım adım helake yaklaştıracağız. Onlara mühlet veriyorum. Şüphesiz benim tuzağım sağlamdır.” Kadim dostumuz Ali Vural kardeşimize, bu ilahi gerçekleri bir kez daha hatırlamamıza ve hatırlatmamıza vesile olduğu için teşekkür ediyoruz. Allah kendisinden razı olsun diyoruz. zceyhan@milligazete.com.tr

30 Kasım 2004

dbGridin lookup hücresindeki comboyu gösterme olayı

dbGride lookup bir alan eklediğiniz zaman deplih otomatik olarak bu alana bir combo yerleştirir ve içinede tablonun ilgili alanındaki tüm değerleri doldurur. Bu özelliği fare ile kullanmak gayet rahat olurken (ilgili hücreye ard arda iki tık yapmak) klavye ile işkenceye dönüşebiliyor. İlk önce entera basıp tabloyu düzenle moduna getirmelisiniz ardından Alt + Aşağı Ok tuşuna basarak listeyi açmalısınız. Sıkıcı bir iş... Aslında birazdan yazacağımız kodlar dbgritten ziyade oop'u ilgilendiriyor. Nesnelerin özellikleri, erişim alanları, protected, private gibi kavramlar hakkında bize ışık tutuyor. Konumuza geri dönersek, dbGrid zaten bir comboboxa sahip. Bizim yapacağımız işlem sadece bu listeyi kullanıcıya daha kolay bir yoldan gösterebilmek. Bunun için şöyle bir yol izleyeceğiz. İstediğimiz bir olay oluştuğunda dbGridin editörünü Alt+Vk_Down tuşlarına basılmış gibi kandıracağız. Listeyi gösterebilmek için dbGridin InPlaceEditor özelliğini kullanmamız gerekiyor ama normal şartlarda bu özelliğe DBGrid1.InplaceEditor şeklinde ulaşamıyoruz. Çünkü InplaceEditor TCustomGrid'in Protected alanında tanımlanmış. Yani bu özelliğe Grids (TCustomGrid'in tanımlı olduğu unit) uniti haricinde erişebilmemiz mümkün değil. Bu oop'un bir özelliği... ---protected olarak tanımlanmış özelliklere sadece o sınıftan türemiş diğer nesnelerin de ulaşabiliyor olması muhtemel. Tam olarak emin değilim şuanda. Nerde kalmıştık...--- .... .... protected .... .... property InplaceEditor: TInplaceEdit read FInplaceEdit; .... .... Şimdi bi Ali Cengiz oyunuyla bu işin üstesinden gelecez. Birazdan yapacağımız yönteme ne isim veriyorlar bilmiyorum ama ben kısaca HokusPokus demeyi uygun görüyorum. olaya ilk önce Wm_User mesajını yakalayacak prosedürü tanımlayarak başlayalım. type TForm1 = class(TForm) .................... procedure wmUser(var M:TMessage); message wm_User; end; ... ... ... procedure TForm1.wmUser(var M: TMessage); begin ShowTheComboBox; end; şimdi de combomuzu gösterecek olan prosedürü yazalım. type TForm1 = class(TForm) .... .... .... procedure ShowTheComboBox; end; ... ... ... procedure TForm1.ShowTheComboBox; const AltMask = $20000000; begin if DBGrid1.SelectedField = Table1LookupIlAdlari then begin DBGrid1.EditorMode:=True; //bu satıra dikkat! PostMessage(TDBGridPatch(DBGrid1).InplaceEditor.Handle, wm_keydown, vk_down, altmask); end; end; son olarakta hokuspokusu yapmamızda bize yardımcı olacak sınıfımızı tanımlıyoruz. ... ... var Form1: TForm1; implementation {$R *.dfm} type TDBGridPatch = class(TDBGrid); //sadece 1 satırdan ibaret ... ... evet işte bu kadar. TDBGridPatch 'i kullanarak TDBGridin protected olarak tanımlanmış bir alanına ulaştık ve kullandık. Ulaştığımız bu alana alt tuşuna ile birilikte aşağı ok tuşuna basılmış gibi hareket etmesini söyleyerek kullanıcıyı bu eziyetten kurtarmış olduk. Şimdi eğer kullanıcı gridde gezerken listenin otomatik olarak açılmasını istiyorsanız procedure TForm1.DBGrid1ColEnter(Sender: TObject); begin ShowTheComboBox; end; yukarıdaki gibi bir kod kullanabilirsiniz. veya benim kullandığım gibi procedure TForm1.DBGrid1KeyDown(Sender: TObject; var Key: Word; Shift: TShiftState); begin if key = vk_return then if DBGrid1.SelectedField = dmana.ibdsTesellum_DetaillkpEmtiaMalzemeAdi then PostMessage(Handle, wm_user, 0, 0); end; ilgili alanın üzerine geliyor. entera basıyor. liste açılıyor.... ne kadar güzel ne kadar güzel :) http://www.elists.org/pipermail/delphi-db/1999-August/000143.html

29 Kasım 2004

Bir ‘Kün’ Emrine Bakar Bu Oluveriş...

“Yâ Rab!..” “Ellerimi sana açtım bütün acizlik ve fakirliğimle!..” “Canım çok yanıyor Allah’ım, ruhum alev alev! Senden gayrı kim derman olabilir derdime, Senden gayrı kim söndürebilir Cehennemler misali yüreğimde tutuşup duran alevi! Senden başka kimim var Allah’ım, kime dökebilirim Sen olmasan içimi? Kim anlayabilir beni? Hiç kimse!.. Senden gayrı hiç kimse!..” Hamd-ü senalar olsun yüreğimi, boğan, karanlıklarda yitiren hüzünlerden alıp ulvî bir sürur gark eden Rabbime!.. Bunları anlamayı hissetmeyi bana bahşeden Rabbime!..” “Ya Rab!..” “Ya Rab!..” “Ya Rab!..” “Benim kavuşmayı dilediğim emellerim, hazinelerinin bir zerresinin zerresi senin için. Bir ‘Kün’ emrine bakar bu oluveriş… Ben ise acizim!.. “Her şeye Kadir olan Rabbim, bana dileklerimi Fettah isminle aç ve dileklerime sûret ver.Ve bu emelin sevincini tattır ruhuma!...” http://www.duaile.org/news.php?newsid=568

25 Kasım 2004

Uml ve Rational Rose

Sağda solda gezerken aşağıdaki yazıya rastladım. Tam olarak "Uml Nedir?" sorusuna cevap olamasada Umlnin ne olduğu, bize nasıl bir fayda sağladığı, hangi araçlarla birlikte kullanıldığı hakkında ufakta olsa bir fikir verebilir. Yanlış bilmiyorsam Uml giderek populer hale geldikten sonra IBM firması Rational Rose aracını geliştiren Rational firmasını satın alarak bu alanda da lider olma çabasına girdi. IBM'in bu atağına karşılık Borland'da Model Maker'i Delphi 7 ye entegre ederek karşılık vermeye çalıştı. (Hatta bi ara satın almaya falanda niyetliydi) UML konusunda türkçe pek fazla bir kaynak yok ama yazılım alemi içerisinde saygın bir yeri olan Martin Fowler'in Rafine UML adlı kitabının türkçe baskısını temin edip Uml'ye giriş yapabilirsiniz. Model Maker ile ilgili bilgiye de Marco Cantu'nun Delphi 7 kitabından ulaşabilirsiniz.
Rational Rose
Görsel Modelleme: Bütün mühendislik dallarında sistemin yapısını ve davranışlarını sistemi inşa etmeden belirlemek uzun zamanır kullanılan bir yöntemdir. Yazılım mühendisliğinde ise görsel modellemenin önemi sistemlerin karmaşıklasmasından ve yazılım takımlarının büyümesinden sonra ortaya çıkmıştır. Bütün yazılım dünyası 1997 yılından itibaren UML (Unified Modeling Language) dili üzerinde standartlaşmaya baslamıştır. Rational Rose , UML dilini bütünüyle destekleyen ve kullanılmasi en kolay modelleme aracı olarak kendini kanıtlamıştır. Rational Rose ile görsel modelleme yazılım takımlarına birçok fayda sağlamaktadır: • Sistemin yapısını kodlamaya geçmeden belirlendiği için dizayn ve yazılım takımında işbölümü daha verimli yapılabilmektedir. • Görsel modelleme ile sistem ihtiyaçları daha eksiksiz tanımlanabilmekte ve ihtiyaçları bütünüyle karşılayan sistemin üretildiği garantilenmektedir. • Yazılım takımında ayrı rolleri üstlenen kişiler aynı modelleme dilini kullandıkları için takım içindeki iletişim artmaktadır. • Görsel modelleme sayesinde büyük ve karmaşık sistemler bütün yönleri ile doğru olarak dizayn edilebilmektedir. • Yazılım mimarisinin bütünüyle tanimlanabilmesi sayesinde değişimlere karşı daha esnek ve kolay yönetilebilir bir sistem üretilebilmektedir. • Yazılım sisteminin parçaları daha iyi belirlenebildiği için firma içinde hızı büyük oranda arttırabilecek yeniden kullanım (reusability) uygulanabilmektedir. • Görsel modelleme ile sistemin toplam kalitesi artmaktadır. Rational Rose UML desteği ve kolay kullanımı yanında aşağıdaki özellikleri ile standart modelleme aracı olarak bütün ihtiyaçlari karşılamaktadır: • UML 1.3 standardını desteklemektedir. Rose'de yer alan diyagramlar: • Use-Case Diagram • Activity Diagram • Sequence Diagram • Collaboration Diagram • Class Diagram • State Diagram • Component Diagram • Deployment Diagram • Rational Rose çok kullanıcı desteği sayesinde bütün takımın aynı anda aynı model üzerinde çalışmasını desteklemektedir. • Modelden dokümantasyon üretebilmektedir. • Genişleme arayüzü (extensibility interface) sayesinde takımların değişik ihtiyaçlarına göre düzenlenebilmektedir. • CORBA2.2/IDL kodu üretebilmektedir. • Visual Basic, Visual Java, Visual C++, C++, Oracle 8, Visual Age for Java, PowerBuilder, Standart JAVA 2, Centura, Forte kodlarını üretebilmekte ve geri çevrim (reverse engineering) yapabilmektedir. • DB2, MS SQL, ORACLE şemaları ve tabloları üretip geri çevrim yapabilir. . • Yeni bir dizayna sıfırdan başlamak yerine Framework'ler ile daha kolay ve düzenli bir başlangıç yapılabilmektedir. • Visual Basic ve Visual C++ için COM bileşenlerinin modellenmesini ve "interface" kodu üretilmesini desteklemektedir. • Web sitelerinin içeriklerinin ve bileşenlerinin modellenmesini desteklemektedir. • “Round Trip Engineering” çevrimini bütünüyle desteklemektedir. • Rose Link programiıesayesinde Rational tarafından desteklenmeyen yazılım geliştirme ortamları için kod üretebilmektedir. Ros Link için yazılım geliştiren firmaların sayısı 100’ü geçmektedir. Bunların arasında en önemlileri değişik firmalar tarafından üretilen Delphi, ERwin, JBuilder, JDeveloper bağlantılarıdır. • Rational Rose modelleri ClearCase veya Visual Source Safe versiyon kontrol siteminde saklanabilmektedir. Bu araçların komutları Rose ortamından çağırilabilmektedir. • Rational Rose modelleri web ortamina tek bir komutla aktarabilmekte ve modelin herkes tarafından paylşılmasını sağlamaktadır. http://www.bildem.com/Ã?rünler/rational_ürünler/rose_enterprise.htm

24 Kasım 2004

Delphi 2005 Çıktı

Bu sayfada Delphi 2005'i çalıştırabilmek için gerekli olan diğer dosyaları da bulabilirsiniz. http://www.borland.com/products/downloads/download_delphi.html yok onlar benim sistemde zaten var diyorsanız delphi 2005'i burdan yükleyebilirsiniz. reg dosyasını alabilmek için üye olmanız gerektiğinide belirtelim. Delphi 8'in kötü izlenimlerini silmesi umuduyla...

Software Quest '04 sonuçlandı

Ödül alan almayan tüm projeler için bakınız --> http://www.softwarequest.org/ Zamanında haberimiz olsaydı bizde bişeler yazar çizer karışırdık. Gerçi elimde o tür bir proje yok ama çevremizde beraber güzel projelere imza atabileceğimize inandığım kişiler var. hu hu ! evet evet sana diyorum. Seneye bizde katılalım :)

10 Kasım 2004

Nilüfer Turizm

Ramazan bayramı için bilet almaya giderken bizim iskender "hazır gidiyon bana da bi izmir bileti al" deyiverdi. Kendi biletimi aldıktan sonra Nilüfer Turizmden iskendere de bi izmir bileti alıverdim. Akşam oldu bileti iskendere verdim ve ardından sordum "niye izmite babanın yanına değil de izmire annenin yanına gidiyon?" "annem izmirde değil izmitte" cevabı gelince ben daha bi hayretle "e o zaman izmire niye gidiyon?" sorusunu sorunca iskenderin surat ifadesi değişti birden... "sen yoksa izmit yerine izmire mi bilet aldın?" diye soruverdi elinde olmayan nedenlerle :) neyse koştur koştur izmir caddesine. nilüferdeki amcaya durumu izah ettik. önce olmaz falan filan dedi ama sonra bileti alıp parayı iade ettiler. İzmiri izmit yapalım olayı yok, bileti bizden almadınız olayı yok (bileti de aştiden almıştım) , artı biletin üzerinde imzam var bilet bilgilerini kontrol ettim doğrudur diye :) Alkışlar Nilüfer Turizm için...

09 Kasım 2004

Delphi ve Ado Kullanarak Excele Bağlanmak ? - 2

Bir kaç gün önce bu konuyla ilgili bir iki link ve örnek program adresi vermiştik. Konuyla ilgili basit bir örnek yapmam yönünde bir kaç mail geldi. Bizde küçük bir örnek yapıyoruz. Aşağıdaki resimde Excel dosyamızı görüyorsunuz. ID,AD,SOYAD,YAS,DOGUMYERI,MAAS alanlarına ve 5 adet kaydaa sahip bir excel tablosu. Delphiyle excel dosyamıza bağlanmak için şu şekilde bir Connection String kullanıyoruz. ADOConnection1.ConnectionString := 'Provider=MSDASQL.1;Persist Security Info=False;Extended Properties="DSN=Excel Files;DBQ='+BaglanilacakExcelDosyasininYolu+';DefaultDir=' + DosyaninBulunduguDizin + ';DriverId=790; MaxBufferSize=2048 ;PageTimeout=5;"'; Bu stringi AdoConnection bileşenimizin ilgili yerine yazdıktan sonra bileşenimizi excel dosyamıza bağlıyoruz. Ardından GetTableNames yöntemini kullanarak dosyamızda ki tablo isimlerini alıp comboboxa yazıyoruz. ADOConnection1.GetTableNames(ComboBox1.Items,TRUE); AdoTable bileşenimizi AdoCeonnection bileşenine bağladıktan sonra AdoTable bileşenimizin TableName özelliğine [Sayfa1$] yazarak aradaki bağlantıyı sağlamış oluyoruz. İstersek AdoTable nesnemizin üzerine çift tıklayarak Fields Editörü açabilir ve alanlarımızı buraya ekleyebiliriz. :) Aynı şekilde AdoQuery bileşenlerini de kullanabilirsiniz. Dikkat etmeniz gereken tek şey Tablo isimlerinin biraz farklı isimlendirildiği. Tablo isimlerini [] içine almayı ve sonuna $ işaretini koymayı unutmayın. Son olarak kayıt silemiyorsunuz. :( Programın kaynak kodunu indirmek için buraya tıklayın.

Dünyanın en hızlısı: BlueGene/L

Beklenen oldu ve 70.72 teraflop’luk hızı (saniyede 70 trilyon işlem) tescillenen IBM yapımı BlueGene/L dünyanın en hızlı süperbilgisayarı ünvanını aldı. 2002’den beri birinci olan Earth Simulator ise üçüncülüğe düştü. 9 Kasım 2004 — Üniversitaet Mannheim ve University of Tennessee tarafından yürütülen dünyanın en hızlı 500 süperbilgisayarını belirleyen liste Pittsburgh’da yapılan konferansta açıklandı. Saniyede 70 trilyondan fazla işlem hızına sahip BlueGene/L, son iki yılın birincisi NEC yapımı Earth Simulator’u devirerek birinciliği kaptı. Virginia Tech öğrencilerinin Apple Xserve’leri birleştirerek yaptıkları SuperMac hızlı bir atakla 7’ciliğe yükseldi.
IBM yapımı 70.72 teraflop'luk BlueGene/L, ABD Enerji Bakanlığı'na bağlı Lawrence Livermore National Laboratory'de nükleer araştırmalarda kullanılacak. Henüz 4'te biri birleştirilen sistem bitirildiğinde, 360 teraflop gücüne ulaşacak.
haberin devamı için http://www.ntvmsnbc.com/news/295259.asp#BODY

06 Kasım 2004

Delphi ile rss reader yapalım

Olayı güzel güzel yazıyordum fakat birden ne olduğunu anlamadan sayfa refresh olunca tüm yazılar gitti. şimdi o kadar yazıyı yazmaya üşeniyorum doğrusu. bu sefer kısa kısa geçecem. Nasıl olsa kaynak kodu yanında :) 1-internetten xml dosyasını download edecez 2-xml dosyasını parse edip içinden gerekli verileri alacaz 3-listview kullanarak bu bilgileri gösterecez hadi başlayalım. forma gerekli bileşenleri koyarak işe başlayalım. birer adet TButton, TEdit, TlistView, TMemo ve 2 tane TLabel ve de en önemlisi TXMLDocument. (internet paletinde ikamet ediyor kendileri) ilk önce download işini halleden fonksiyon. Uses satırına ExtActns eklemeyi unutmayın.
function DownloadURLFile(const strUrl, strLocalFile : TFileName) : boolean; begin Result:=True; with TDownLoadURL.Create(nil) do try URL:=strUrl; Filename:=strLocalFile; try ExecuteTarget(nil); except Result:=False; end; finally Free; end; end;
gayet açık sanırım :) şimdi sırada download edilen xmli parçalamaya geldi.
procedure TForm1.btnRefreshClick(Sender: TObject); var strLocalFile : TFileName; StartItemNode : IXMLNode; ANode : IXMLNode; STitle, sDesc, sLink : widestring; begin //internetteki dosyanın bilgisayarda kaydedileceği yol strLocalFile := IncludeTrailingPathDelimiter(ExtractFilePath(Application.ExeName)) + 'temp.xml'; //internetten dosya download ediliyor. Screen.Cursor:=crHourglass; try if not DownloadURLFile(edtBlogAdres.Text, strLocalFile) then begin Screen.Cursor:=crDefault; Raise Exception.CreateFmt('Sayfa alınamadı. Lütfen internet bağlantınızı kontrol edin.',[]); Exit; end; if not FileExists(strLocalFile) then begin Screen.Cursor:=crDefault; raise exception.Create('Dosya bulunamadı'); Exit; end; lv.Clear; XMLDoc.FileName := strLocalFile; XMLDoc.Active:=True; //hangi sıradaki elemanlara ulaşmak istediğimizi ayarlıyoruz StartItemNode := XMLDoc.DocumentElement.ChildNodes.First.ChildNodes.FindNode('item'); ANode := StartItemNode; //bütün elemanlara erişebilmek için döngüye alıyoruz repeat STitle := ANode.ChildNodes['title'].Text; sLink := ANode.ChildNodes['link'].Text; sDesc := ANode.ChildNodes['description'].Text; //değerleri listviewe ekliyoruz... with LV.Items.Add do begin Caption := STitle; SubItems.Add(sLink); SubItems.Add(sDesc); end; //düğümü bir sonraki düğüme eşitleyip devam ediyoruz. //pointerlarla linked list uygulaması yapanlara bu mantık çok //tanıdık gelecektir :) ANode := ANode.NextSibling; until ANode = nil; finally DeleteFile(strLocalFile); Screen.Cursor:=crDefault; end; end;
buda kullanıcının seçtiği haberi label ve memoda göstermek için gerekli olan kod
procedure TForm1.lvSelectItem(Sender: TObject; Item: TListItem; Selected: Boolean); begin if lv.ItemIndex = -1 then exit; lblBaslik.Caption := lv.Items[lv.ItemIndex].Caption; lblUrl.Caption := lv.Selected.SubItems[0]; memoAciklama.Text := lv.Selected.SubItems[1]; end;
yeterli test etme imkanı bulamadım ama rss 2.0 da sorunsuz çalışıyor. zaten örnekte alinin bloğunun adresi var :) sonra "ben neden bu kadar hit alıyorum?" diye soruyo kendi kendine :) programın kaynak kodunu indirmek için buraya tıklayın...

04 Kasım 2004

Can sıkıntısından ne yapacağımızı şaşırdık

İnsan yapacak bir iş bulamayınca abuk subuk işlerle uğraşıyo valla :) Hem vakit geçirmek için hemde yeni birşeyler denemiş olmak için bugün downloadarsivi ile biraz uğraşalım. Download arşivinde program eklerken veya daha önce eklenmiş program bilgilerini güncelleştirirken her hangi bir üyelik sistemi falan yok. Formu dolduruyorsunuz karşı tarafta formu alan vatandaş formdaki bilgilere göre güncellemeyi / eklemeyi yapıyor. Bizde bir başkasının siteye eklemiş olduğu programı değiştirmeye çalışacağız. Bunun için siteye girip en çok indirilenler listesinden bi tane programı gözüme kestirdim. Yeni Türk Lirası 1.0v Şimdi bu programın bilgilerini değiştirelim. İlk önce programın download edileceği urlyi başka bir yere yönlendirmeyi düşündüm ama böyle bir şeye pek ihtimal vermediğimden şimdilik deneme ihtiyacı duymuyorum. Sadece program bilgilerinin sonuna ufak bir not ekleyip download arşivini bu şekilde kandırmayı düşünüyorum. Orjinal açıklaması Sayfanın altındaki program ekleme linkinden program bilgilerini değiştirmek için harekete geçiyoruz. Daha önce eklenmiş programın güncel versiyonu diyoruz ve versiyon bilgisini 1.1 yapıyoruz
Diğer bilgileri aynen copy paste ediyoruz. Açıklama kısmının sonuna #Fix: Kuruş hesabındaki ufak hata giderildi. gibi inandırıcı olabileceğini düşündüğüm bir not ekliyorum. Resmin urlsini bulmak için vatandaşın sitesine girmemiz gerekti...
Formu gönderdikten sonra değişikliklerin etkili olabilmesi bir kaç gün sürebiliyor. Bir kaç gün sonra sonucu buraya yazarım. Bu süre zarfında bahse girebiliriz :) Bence yer valla

Hizmette sınır tanımayanlar...

03 Kasım 2004

Delphi ve Ado Kullanarak Excele Bağlanmak ?

Burada VBA için nasıl yapılacağı anlatılmış. Burdaki bağlantı şekilllerini doğal olarak Delphi'de de kullanabilirsiniz. http://support.microsoft.com/default.aspx?scid=kb;EN-US;Q257819 Buda Delphi de bu işin nasıl yapılacağını adım adım anlatan başka bir yazı. http://delphi.about.com/library/weekly/aa090903a.htm Bu yazı çok uzun diyorsanız işte bu da örnek proje http://delphi.about.com/library/weekly/code/src090903.zip ______________ Excel , Delphi , Ado

02 Kasım 2004

Türkiye'nin en meşhur Şapkası !

Bu sıralar Turkpetrol'un Hülya Avşar'la pardon kötü bir Beyonce taklidiyle yürütmekte olduğu kampanya reklamlarını izlemiş olmalısınız. Reklamı izlerken Crazy In Love klibini izler gibi oldum birden. Koca bir şirket olan turkpetrolun boyle ucuz taklitler yaparak reklam yapmasını oldukça yadırgıyorum. Belkide sitelerinde belirttikleri gibi ("Özellikle 2,5 yıldır mizah anlayışında reklamlar yapmayı seçiyoruz.") sadece mizah amaçlı böyle kötü bir kopyacılık yapmışlardır. Bundan sonra kendilerine Türkiye'nin en meşhur Şapkası ! yerine "Türkiye'nin en kopyacı Şapkası !" veya "Türkiye'nin en şakacı Şapkası !" demeyi uygun görüyorum.

01 Kasım 2004

Ölesine 3...

Program bozulmayabilir ama incinebilir.
Martin Fowler (Yeniden Yapılandırma:Varolan Kodun Tasarımını
Geliştirmek - Refactoring: Improving the Design of Existing Code.
Reading, MA: Addison-Wesley, 1999. Sayfa 7)

Gazel - Gayrı

Hâsılım yok ser-i kûyunda belâdan gayrı Garazım yok reh-i aşkında fenâdan gayrı Ney-i bezm-i gamem ey âh ne bulsan yele ver Oda yanmış kuru cismimde hevadan gayrı Perde çek çehreme hicran günü ey kanlı sirişk Ki gözüm görmeye ol mâh-likaadan gayrı Yetti bî-kesliğim ol gaayete kim çevremde Kimse yok çizgine girdâb-ı belâdan gayrı Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı Bezm-i aşk içre Fuzûlî nice âh eylemeyem Ne temettu’ bulunur bende sadâdan gayrı Günümüz Türkçesiyle: 1- Senin bulunduğun yerde belâdan başka elde ettiğim şey yok;aşkının yolunda yok olmaktan başka bir maksadım yok. 2-Ey âh!gam meclisinin ney’iyim,ateşe yanmış kuru vücudumda arzudan (veya:havadan) başka ne bulursan yele ver (yani:savur,dağıt). 3-Ey kanlı gözyaşı!ayrılık günü yüzüme perde çek ki gözüm o ay yüzlüden başka bir şey görmesin. 4-Kimsesizliğim o dereceye vardı ki,çevremde belâ girdabından başka dönen kimse yok. 5-Bana ne gönül ateşinden başka kimse yanar,ne de tan yelinden başka kimse kapımı açar. 6-Fuzuli!aşk meclisinde nasıl âh etmeyeyim?Bende sesten başka ne kâr bulunur? Fuzûlî

29 Ekim 2004

Delphi-Java Farkı ve Delphinin geleceği

Forumda geçen bir bahis. Buraya yapıştırmakta yarar görüyorum. eklemek istedikleriniz varsa yorumlar bölümüne eklemekten çekinmeyin.... computemo Arkadaşlar Merhaba; Bu Java Aldı başını gidiyor,iş ilanlarına yada başka konulara bakıyorum herkez java üzerinde duruyor. Acaba bizim bu Delphi bilgimiz ileride işimize yaramıyacakmı.Delphi yi bırakıp javayamı geçmek gerekiyor. Ben bu javanın bu kadar popiler olmasını hala çözemedim.Nedir bunu bu kadar cazip kılan. Fikri olan varsa öğrenmek istiyorum.Delphi 8 belki bizi kurtarır,ama gerçekten bu konuda düşünceliyim.Delphi bilgimin ileride işe yaramıyacağından korkuyorum.Client/server uygulamaları yavaş yavaş kalkmaya başladı dikkat ederseniz.Herşey browser tabanlı,çok katlı mimariler çoğu işi çözmeye başladı.Samimi olarak duygusal bakmadan gerçekten bu konuda ne fikriniz var,merak ediyorum. Saygılarımla. _________________________________________________________ naile Bir zamanlar cobol, pascal, basic kullanılırmış. Bilgisayar sektöründe hızla bir değişim var bunu kabul etmeliyiz. Ama Delphi' de bu yenilikte birşeyler yapıyor ki bu da Delphi 8 yani .net teknolojisi. Sürekli yenilikleri takip etmemiz gerekiyor. Ama önemli olan programcılık mantığınızın oturmuş olması dil nasıl olsa öğrenilir (çok kolaysamıyorum dil öğrenmeyi ama mantık oturunca gerisi daha kolay gelir). Java büyüktür bunu herzaman söylerim ve çok severim, kader utansın delphici olduk ama :) _________________________________________________________ DotCom Hepimiz biliyoruzki delphi kitapları arasında marco cantu ve ruhber barengi nin kitabları en iyileri peki ya java konusunda bu işşin üstadı kim ? Nalie ye katılıyorum kişinin algoritması oturmuş bir durumda ise dil problem degil... öğrenilmeyecek bir dil yoktur sadece biraz zaman alır ,,, herkesin söylediği gibi programlama mantıgının temeli pascal gibi dillere dayanır.. biz ilk başta bu dilleri öğrendik sonrası çok kolay oldu... Katılmayan var ise zevkle dinlerim.... _________________________________________________________ Admin Merhaba, detaylı olarak bilmiyorum ancak genel itibariyle gördüğüm java'nın birkaç artısı var : 1. Yaptığınız programın birçok işletim sisteminde çalışması. Mesela yazdığınız bir programı değiştirmeden Linux'te veya Unix'te çalıştırabiliyorsunuz. Üstelik Sun bu yapıyı ilk geliştiren şirket. Microsoft şimdi buna rakip .net'i geliştiriyor. 2. Java'nın en büyük artılarından biri de J2ME (Java to Mobile Edition). Bu sürümle yazılan programlar cep telefonları vs. gibi aygıtlarda çalışıyor. Nokia'nın çoğu modelleri artık J2ME desteğiyle geliyor. Bence bu tip durumlarda çok katı olunmaması lazım. Delphi gereken yerde Delphi, Java gereken yerde java kullanın. Kolay gelsin. _________________________________________________________ Abdulkadir Mehaba
computemo demiş ki: Arkadaşlar Merhaba; Acaba bizim bu Delphi bilgimiz ileride işimize yaramıyacakmı.Delphi yi bırakıp javayamı geçmek gerekiyor.
Siz delphiyi bırakıp java ögrenmeye baslarsınız Bir süre sonra daha popüler bir dil cıkar piyasaya o zaman onuda mı bırakıp yeni dili ögrenmeye calısacaksınız Teknoloji okadar hızlı gelişiyorki yarın kimbilir ne yeni diller cıkacak piyasaya hepsine ayak uydurmaya calısmak cok zor Elbette ögrenmenizde fayda var ama bence bir kacını yarım yalamak ögrenmek yerine bir taneyi çok iyi ögrenin En cok sevdiginizi Mustafa hocamın dedigine katılıyorum Delphi gereken yerde Delphi, Java gereken yerde java kullanın. sevgiler _________________________________________________________ fahrettin Delphi'nin omru bitecek bile olsa forumdaki herkes emekli olana kadar yetecek kadar Delphi'ci ihtiyacı olacaktır hiç mertak etmeyin. Sene 1994 İski bilgi işlem'de çalışrken Cobol dünyada işletmelerde kullanılan uygulamaları geliştirmede en yaygın araçtı. Ama aynı donemde de kimse cobolu sevmiyor artik cobol oldu diyordu. Ki gercekten de ticari olarak cobol 1990'larin başlarında olmeye başladı. 95'lerde cobolun omrunu uzatmak icin Object Oriented Cobol 'dan bahsedildi. O senelerde yazilim isine yeni giren hic kimse cobol ogrenmeyi amaclamasa da bir gercek vardi o da su ki Dunyada cok yagın oldugu icin ve devasa sistemlerde oyle bir kac yilda bile degistirilemeyecegi icin uzun zaman popülerliğini olmasa bile liderliğini devam ettirdi. Ve yazılımcılarına ekmek yedirdi hala da yediriyor. Velhasıl işin popularitesi ayri bir kanalda kendi halinde giderken realite tamamen ayrı bir kanalda ve popülariteden bagimsiz gitmekte. Ancak popülarite uzun soluklu olursa ticari hayata yansıyabilmekte o da cok uzun sürede.... Onemli olan Java'nin ne kadar popüler olduğu değil reel hayatta ne kadar kullanıldığıdır. Java'dan laf açıldığı için ondan ornek veriyorum. Yoksa Java'nin geleceginden şüpheli olduğumdan değil. Benim için onemli olan bir aracin veya platformun bilgisayar dergilerinde, konferanslarda, teknoloji sohbetlerinde işgal ettiği yer degil piyasada ne kadar kullanıldığıdır. Eğer piyasada kullanılmıyorsa belki de gelip geçici bir akım olabilir. Ülkemizde eleştirmek durumunda oldugum soyle bir durum var. Teknolojik bir gelişme oldugunda herkes ona ilgi gosterip onu tercih etmek istiyor. Bu yazılım dillerinden tutun da cep telefonlarına arabalara kadar boyle. Bir kac yil once İstanbul'da bir herkesin bildigi unlu bir kurumun yazılım ihalesine girmiştik. Adamlar sart olarak Microsoft urunlerini kullanmayi ve .net kullanmayı sart kostukları gibi katılımcı firmalarda da .net tecrübesi ariyorlardi. Microsoft'un pazarlama stratejileri o kadar iyi ki insanlari oraya kanalize ediyor. Oysa o an degil Türkiye'de belki dünyada bile .net ile yapılan tek uygulama konu ile ilgili Microsoft'un demolari idi. Ama adamlar o konuda tecrübeli firma olsun istiyorlardi. Almanya ya yazilim isleri icin gidip geliyorum Avrupa capinda calisan bir uygulama filan gelistirdik. Bu sayede Avrupa'daki bu durumu gozleme imkanı buldum. Sunu gordum: Adamlar teknolojiye verdikleri parayi sonuna kadar cikartmadan o teknolojiyi degistirmiyorlar. Teknolojiyi kendileri geliştiriyorlar belki ama oturmamış sistemleri kendileri kullanmıyorlar sanıoyorum bu tür sistemleri bizim gibi 3. dünya ülkelerine kullandırtarak ülkesel beta testleri yapiyorlar ondan sonra kendileri kullanıyorlar. Mesela bankalar. Bizim bankalarin onda biri kadar teknolojiyi kullanmıyorlar. Adamlar mesela 10 yil once kurdukları sistemi hala degistirmemişler. Bizdeki gibi 2 yilda biri kendilerini teknoloji karşısında güncelleme ihtiyacini hissetmiyorlar. Havaalanlarındaki gostergeleri yoneten pc'lerin 486 oldugunu tesedufen diski crash olup acilirken ekranda PC konfigürasyonunu gosterirken gordum. Eminim bizde daha ust model PC'ler kullanılıyordur. Yine cok uzattik. Ozetle demek istiyorum ki teknolojiyi geliştirenler geliştirdikleri teknolojiye bizden daha temkinli yaklaşırken yeni bir teknolojinin yerleşik bir teknolojiyi kolayca silmesi mümkün degildir. Bizim ülkemizde olay biraz da moda boyutunda da ele alindigi icin Java piyasayi siliyor sanılıyor olabilir ama gercekte durum oyle olamaz. Bunun disinda Java temel mantık olarak nefis bir yapı. Tamamen platform bagimsiz bir uygulama geliştirme imkanı sunuyor. Mesela Sybase ASA'nin database management toolu Java ile geliştirilmiş. Virtual Java machine olan her tamamen aynı uygulama ortamda calisabiliyor. Windos'tan Linux'a PocektPC'ye denildigi gibi cep telefonlarinda yarin buzdolabı, araba, otomatik cola makinasi vs... akliniza gelen her yerde... Ayrica bizler kendimizi Delphi'ci veya Java'ci olarak kategorize etmemeliyiz. Diger arkadaslarin da dedigi gibi bizler yazılımcılarız ben hic php ogrenmedim ama php ile uygulama gelistirmekteyiz arkadaslari rahatlıkla yonlendirebiliyorum ve de soyle yapın diyebiliyorum. Sonucta neyin yapilabilecegini bilmek isin temeli. Nasıl yapıldıgı ise detay. bugun Delphi yarın Java sonra belki başkalari..... Delphi ve Java'nin gelecekleri ile iligli şahsi kanaatim ise: Microsoft'un ortak oldugu bir sirketin bu piyasada geleceği vardir ancak adi değişir Melphi olur ama geleği teminat altındadır. Java gerçekten çok iyi ama Microsoft'a rakip olmak zor iş. hep tetikte olması lazim arkasini saglama almasi gerekiyor. Bir gaflet anında kim vurduya gitme ihtimali hep var. Ne zaman ki Microsoft Java'yi piyasadan silmek yerine ortak olur o zaman rahat nefes alırlar.... _________________________________________________________ computemo Arkadaşlar gerçekten konuya ilginize çok teşekkür ederim,bayağı bi aydnlatıcı oldu.Bebnim için gerçekten çok büyük bir sorun olmuştu bu java olayı.Ama dediğiniz gibi sahip olduğumuz programcılık bilgisi bizi platform ve dilden kurtarıyor.Ama Delphi yanında javayıda öğrenmek gerekiyor,bunu anladım. Tekrar sağolun iyi çalışmalar. _________________________________________________________ Kuri_TLJ Selamlar, Fahrettin beyin, Admin'imizin ve diğer arkadaşların söylediklerine katılıyorum ve eklemek istiyorum. Öncelikle sorun ne onu iyi bilmek gerekiyor, çözümü buna göre tercih etmek gerekiyor. Yani bugün kullanmıyor olabiliriz ama ASP.Net'i kullanabiliriz ve hatta forum bu yöne de kayabilir. Ancak dikkate alınması gereken, "Allaaaaah Java geliyor, Client Server kalktı, Cobol kullanılmıyor" gibi söylentilerden çok piyasada gerçekten neler kullanılıyor ve kimler nelerden memnun nelerden değil. Bu da çözüm tercihinde dayanak noktası oluyor. Biz Delphi'yi tercih ederken bize "Piyasada herkes VB biliyor" demişlerdi. Biz 3.0'da başladık 5.0'ı gördük Delphi .Net'i de gördük Her neyse önemli olan çözüm üretmek. Ayrıca Java için bir yerde yazıyorsun heryerde kullanıyorsun mantığı bence hala geçerli değil. Bu söylenti taaaa Cobol'dan beri var. Microsoft neden .Net deyip duruyor. Yok ara katmanlar bilmemneler vs. vs. Cobol için diyorlardı Cobol'u al PC'de kullan, VM'de kullan Unix'de kullan. Tıpkı SQL gibi. Yani sade, Pure, Ansi Cobol'u kullanabilirsin. Ama makinaya veya işletim sistemine has bir şeyi kullanamazsın. Java'da böyle Yani ben bi tane yazayım her yerde çalışsın. Yok öyle bişi İlla ki seni uğraştıracak... Uzaaaar giderrr... Neyse kolay gelsin. _________________________________________________________ safak Arkadaşlar, Java ile uzun bir çalışmam olmuştu. Görüşlerimi aktarmak istiyorum. Önceleri platform bağımsızlığı çok hoş göründü gözüme. Eğer gerçekten dikkatli ve derin bir analiz yaparsanız, platform bağımsız değil, platformda çalışan olduğunu görebilirisniz. Özellikle Threat ve işlemci düzeyindeki farklılıklarda verilen sözleri tutmak hiç de kolay değil. Aradaki JVM ise aslında önemli bir performans kaybı doğuruyor ve çok kaynak kullanıyor. Web server istatistiklerine bakılınca neredyse kullanıcıların %90 'ı Windows isşetim sistemli makinalardan geliyorlar. Her nekadar windows (şimdilik) pek iyi bir işletim sitemi olmasa da uç kullanıcılar bunu tercih ediyorlar. Linux ise server düzeyindeki artışını sürdüremiyor. Böyle olunca, platform bağımsızlığı bir yerde ideolojik bir söyleme döndü. NAsıl geçtiğimiz 80 yılda pek çok ideolojik tartışma, bugün yerini henüz iyi olup olmadığını bilmediğimiz tek bir siteme bıraktıysa, windowsun durumu da böyle. Nativ diller kullanmak çoğu zaman çok etkili. Bu yazdıklarımdan javanın kötü, etkisiz bir dil/araç olduğu sonucu ortaya çıkmasın. Ama hangi yönetici işletmesindeki platformu javaya kaydırır ? (özel seçilmiş uygulamalar dışında) ? _________________________________________________________ computemo Hocam Olay tamamen dediğin gibi ,doğru söylüyosun ama,Piyasa da sende dikkat etmişindir,hep özel kişiler javacılar oluyorlar.Ben bunun nedenini anlayamadım.Java bilen kii hatta saf java ile thread mantığıyla çalışabilen kişi çok iyi konumlarda olabiliyor.Ben sade onu belirtmek istemiştim. Yani iyi derecede delphi bilgimiz,bize piyasada önemli pozisyonlar katmadığını gördüm.Aranılan bir özellik olmadığına şahit olmadım.Aransa bile delphicilerin javacılar yanında çok daha düşük ücretler aldığına bizzat şahit oldum. Bunu iş görüşmelerindede yaşadım.Bilmiyorum bana katılırmısınız.Sinirimi bozan buydu,nedir bu javacıların bizden farkı diye,size sormak istedim. Gerçekten samimi cevaplarınız için çok teşekkürler. Saygılarımla. _________________________________________________________ NetZero S.A. Muhabbeti okurken cok ama cok mutlu oldum..Herkes gayet samimi bir dilde düşüncelerini yazisina yansitmiş.. Bende birkaç şey eklemeden geçemeyeceğim.. Evet Java cilar Delphi ye nazaran daha fazla ücretle iş buluyorlar yerine göre kesinlikle katiliyorum..Ama bunun sebeplerinden bir taneside Java nin cok ama cok buyuk uygulamalarda uzun zamandir kullaniliyor olmasi ve iyi bilen ya da iyi bildigini iddia eden insan sayisininsa bilinenin aksine daha az oldugu gercegidir..Ayrica adam gibi bir ide ye hala sahip olamamasida adami notepad programciligina (tesbihte hata olmaz derler.) kanalize ediyor..Bu da adamin hem yazip hemde o anda kafada derlemesiyle hemen hemen ayni sey..Biz ta C kodlarinda kafayi yerken az cok bu isin bu boyutlara cikacagini biliyorduk ama piyasa gereksinimleri ve javanin ciddi emek istemesi ayrica dokumentasyon -ki en onemlisi- eksikligi durumu ide si kullanisli ve gercekten iyi bir dil olan delphi yi karsimiza getirdi.. Inanin okuldan mezun olan arkadaslar icerisinde sadece 3 arkadasimin delphi ile guzel yerlerde guzel isler yaptigini biliyorum.Digerleri tarihin tozlu sayfalarina kapandilar..Neden ? ? Cunku isin ozunu mantalitesini algilamaktan acizdiler..Olay bu...Dil onemli bir unsur..Ama ondan ziyade neyi nasil yapabilecegini az cok kestirebiliyorsan o zaman isin buyuk bolumu bitmistir.. ki bende bunu cok okuma ve tecrubeyle ozetliyorum.. Hepinizi cok sevdiğimi belirtmek ister başarılar dilerim.. Saygı ve sevgilerimle. Hayirli ramazanlar. Eralp (@NetZero) _________________________________________________________ muskut Hepinizin eline diline sağlık, kitaplarda olması gerken satırları okuyoruz sayenizde. Benimde burada eklemek istediğim acizane bir kaç cümle var. Hepimizin dediği gibi dil ikinci planda olan bir unsur. Aslolan problemlere karşı oluşturabildiğiniz çözümlerdir. Bundan sonrasını dile dökmek çok zor birşey değil. Ve bir de şu önemli nokta var. Piyasaya bakıp "Acaba hangi dil çok tutuyor, hangisi revaşta" demekten önce, şuna karar vermeliyiz; "Ben piyasada hangi sektöre yönelecem?" Asıl soru bu olmalı öncelikle. Eğer siz bir ERP sisteminde çalışacaksanız Delphiden VB den ziyade ABAP bilmeli, eğer Oyun programcılığı gibi bir sektöre girecekseniz Javadan, .NET den ziyade C++ bilmelisiniz. Yani öncelikte olan kafamızda oluşturacağımız "sektör" kavramıdır. Bence asıl önemli olan ilk olarak bunu belirlemek. Bilmiyorum size ne düşünürsünüz... vesselam _________________________________________________________ sychorax Hala eta for dos kullanılan bir memlekette yaşıyoruz.Delphi'nin biteceğini hiç sanmam. Unutmadan safak arkadaşım.Native diller konusunda sonuna kadar haklısın.Java kadar sürünen bir platform görmedim. (celeron 1.7 ve 256 ddr ramle Netbeans açması 4-5 dakikayı buluyor.JBuilder'ı ne siz sorun ne ben söyleyim) _________________________________________________________ csyasar Gerçekten piyasada yazılım modası var. Java ve .net dilleri arasında Delphi sanki biraz adi duruyor gibi bi düşünce var. Oysaki delphi'deki esneklik, veritabanından bağımsızlık, çok geniş component desteği, teknik desteği, vs. hiçbir dilde yoktur. tercihlerinizi buna göre yapınız _________________________________________________________ delphi_coder merhaba. kaliteli fikir ve ifadelere tanık oluyoruz forumda,ne güzel...muhasebecilikten yazılıma iltica etmiş birisi olarak birkaç fikir de ben beyan edeyim istedim. ülkemizde ciddi mânâda, muhasebe programlarından öte bir şey yazılmıyor (yazılsa da satılamıyor).genel olarak baktığınız zaman (büyük şehirleri göz önünde bulundurarak) spesifik yazılımlar daha da ön plâna çıkıyor.özellikle copy/past programcılığının yaygınlaşması,internetin artık reel yaşamın sıradan bir parçası halini alması, ama meraklı kimi uyanık geçinen kişilerin site ve forumlardaki iyi niyetli insanların bilgi ve birikimlerini kullanması (bu site ve forumda farklılık olduğunu gözlemledim,bu nedenle artık sadece bu sitede aktif üyeyim) gibi temelde önemli, yüzeysel olarak bakıldığında farkedilemeyen unsurlar nedeniyle birçok kaliteli yazılımın ve ekibin hak ettiği yerde olamaması, dolayısıyla hak ettiği ücreti alamamasına neden olmakta. java delphi'nin sonumu demek?kanaatimce HAYIR.borland tüm gelişmelere çok kısa sürede uyum sağlayarak tüm derleyici üreten firmaların önünde yer almaktadır ilk olarak.bileşen yazma,mevcut bileşenlerde değişiklik yapabilme(istisna bileşenler var elbette-ki bunun haklı gerekçeleri var-), msdos tabanlı programlardan tutun genel internet ve son olarak .net platformuna kadar her şeyi desteklemekte.bir de olayı Türkiye bazında ele alarak değerlendirme yaptığımızda,delphi'nin vazgeçilmez olduğunu görebiliriz zira en iyi veritabanı desteğini sunan dil bildiğim kadarıyla delphi. bir çok dile ilgi duydum,öğrenmek için çabam oldu ama delphi'de karar kıldım ve kendimi sadece delphi'ye verdim.bu sayede de ticaret lisesi mezunu olmama rağmen yazılım sektöründe iş imkanı buldum.ilerki dönemlerde elbette ki alternatif sağlam diller öğrenmem gerekecek ama delphi her zaman ilk plânda benim için. kolay gelsin. http://www.delphiturkiye.com/

(import)Listviewde Başlığa Göre Sıralama Nasıl Yapılır ?

Örneği olabildiğince geniş tutmaya çalışacağız. Listviewde yer alan string, integer, date ve time alanlarına göre sıralama yapacağız. Bunun için formun üstüne bir adet listview yerleştirelim. Listview'in ViewStyle özelliğini vsReport olarak ayarlayalım. Daha sonra Columns özelliğinden gerekli alanları tanımlayalım.
  • Dosya Adı
  • Boyut (KB)
  • Dizin
  • Tarih
  • Saat
Ardından items özelliğini kullanarak bu alanlara değer girelim. ListView'in OnColumnClick olayına giderek aşağıdakileri yazalım.

procedure TForm1.ListView1ColumnClick(Sender: TObject; Column: TListColumn); begin fsort :=column.Index; ListView1.CustomSort(@customsortproc,0); end;

Burda yaptığımız işlem listviewde tıklanan sütunun numarasını alıp bir değişkende saklıyoruz ardından listview'in CostumSort metodunda daha sonra tanımlayacağımız bir fonksiyonun adresini belirtiyoruz. Sıralamayı yapacak olan fonksiyon burada belirtilen fonksiyonumuz olacak. Burda CallBack Function denen bi olay kullanılıyor. Bütün elemanlar için bu fonksiyon teker teker çağrılıyor. Bu konu hakkında daha fazla bilgiyi google'dan veya msdn den bulabilirsiniz. Şimdi CostumSortProc adlı fonksiyonu tanımlayalım.

implementation {$R *.dfm} function customsortproc(item1,item2:tlistitem;paramsprt:integer):integer;stdcall; begin case fsort of 0: result := lstrcmp(pchar(tlistitem(item1).Caption), pchar(tlistitem(item2).Caption)); 1: result := CompareValue(StrToInt(tlistitem(item1).SubItems[fsort-1]), StrToInt(tlistitem(item2).SubItems[fsort-1])); 2: result := lstrcmp(pchar(tlistitem(item1).SubItems[fsort-1]), pchar(tlistitem(item2).SubItems[fsort-1])); 3: result := CompareDate(StrToDate(tlistitem(item1).SubItems[fsort-1]), StrToDate(tlistitem(item2).SubItems[fsort-1])); 4: result := CompareTime(StrToTime(tlistitem(item1).SubItems[fsort-1]), StrToTime(tlistitem(item2).SubItems[fsort-1])); end End;

Fonksiyonu implementation satırından hemen sonra tanımlıyoruz. Ardından Fsort değişkenimizi tanımlıyoruz.
var Form1: TForm1; fsort:integer;
Ardından CompareDate, CompareValue adlı fonksiyonları içeren unitleride uses satırına ekliyoruz.
uses Windows, Messages, SysUtils, Variants, Classes, Graphics, Controls, Forms, Dialogs, ComCtrls,math,dateutils, StdCtrls;
İşlem tamamlanmıştır. F9 ile çalıştırıyoruz :) örneği indirmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Leyse li'l-insâni illâ mâ seâ

"Leyse li'l-insâni illâ mâ seâ" derken Hudâ; Anlamam hiç meskenetten sen ne beklersin daha? Mehmet Akif Ersoy / Durmayalim Leyse li'l-insâni illâ mâ seâ : Necm Süresi 39. Ayet. [İnsan için ancak çalıştığı vardır.] Meskenet: 1 . Miskinlik, beceriksizlik. 2 . Yoksulluk, fakirlik. (Türk Dil Kurumu) Olay zaten yeterince acik. Yan gelip yatma kardesim. Calis. Bu misralar yazildigi donemde bu anlami tasiyordu fakat zaman ilerledikce baska bir gercegi de gozler onune seriyor.Gerci bu gercek cok kapsamli bir kac satirla anlatilabilecek bir sey degil kaldiki benim bilgim de buna yeterli degil zaten. Ben giris cumlelerini verebilirim gerisini arastirmak yaziyi okuyanlara kalmis. (Matrix gibi bisey oldu bu yaw. Neo'nun kahinle bulusup yanindan ayrildiktan sonra Morpheus ile konusma sahnesi.) Yani kisaca sunu demek istiyorum. Ben bu misrayi ilk okudugumda hic birsey anlamadim. Bu misralari anlayabilmek icin kuran mealine ve turkce sozluklere bakmak zorunda kaldim. Mehmet Akif Ersoy bu misralari kendi icin yazmadi her halde. Birlikte yasadigi toplum icin yazdi. Akif, siirlerini yazarken toplumdaki insanlarin anlayamayacagi bir dil kullanma hevesli olmadigina gore sorun kimde ? Begenmedigimiz eski kultur bu misralari okudugu zaman anlayabiliyorken biz yeni ve modern nesil neden anlayamiyoruz?

28 Ekim 2004

Hendekten herkese selam

Bi arkadaşı görmek için kakltık geldik Adapazarı / Hendeğe göremeden geri dönecem galiba. atalarımız boşuna dememiş aklısız başın cezasını ayaklar çeker diye. Gelmeden önce insan bi takvime bakar. bugun ne? yarin ne ? Bugün 28 ekim yarın 29 ekim bugun öğleden sonra resmi yerler tatil yarın tüm gün. haliyle okula bi geldim kapılar kilitli. "ne oluyoz ?" dedim " öğleden sonra tatil" dediler. bende o andan itibaren tatile çıktım :) neyse işimizi biraz halletik sayılır. şimdi hendekten ankaraya nasıl dönülür onu bulmam lazım. çünkü gelirken çok tuhaftı. adapazarına gelmeden bi yerde indirdiler beni. "sen hendeğe gidecektin di mi. bak servis orda hadi bakalım" dediler. neyse bindik servise. yol olup olmadığı belli olmayan bi yere girdik. şöför ne yapıyo falan derken ilerde demir bir kapı görünce derin bi nefes aldım. "neyse allahtan birileri yolu kapatmış. şöför geri dönmek zorunda kalacak" diye düşünürken çok yanıldıığımı gördüm. şöför birden elini cebine attı ve ufak kumanda gibi bi alet çıkardı. ön cama tutarak bazı düğmelerine bastı. o da ne? demir kapı ardına kadar açıldı. biz geçtik. şöför kumandayla tekrar kapattı. bu adapazarı karadeniz bölgesindeydi di mi? neyse yanlış hatırlamıyorsam servetler köyünden geçip hendeğe geldik. bu saatte ankaraya da dönülmez. iftardan sonraya kaldı artık. emanetide birine verdim. emanete sahip çıkacağından adım gibi eminim. ne de olsa az cok insanlari taniyabiliyoz :) iftar olsada sigara içsem. :) bu arada bekir, seni de sevmeyen ölsün...

27 Ekim 2004

Delphide Patatesli Md5 Oturtma

Gerekli malzemeler: 1 adet delphi 1 adet calisan bilgisayar 1 adet md5 uniti 1 kilo patates Yapilisi: Delphi calistirilir ve yeni bir proje olusturulur. Yeni projenin ici hafifce yaglanir ki md5 imiz delphiye yapismasin. md5 üniti library path'e eklenir. (Tools\Environment Options\Library\Library Path) ve iyice cirpilir. Form üzerine bir adet tbutton, bir adet tedit ve bir adet tmemo yerlestirilir. Button1'e çift tiklanarak asagidaki yazilar copy/paste yoluyla ilgili yere aktarilir.

procedure TForm1.Button1Click(Sender: TObject); begin with Memo1.Lines do begin if Count > 0 then Add(''); Add(Format('%s(''%s'') =' + #13#10 +' %s', ['MD5String', Edit1.Text, MD5Print(MD5String(Edit1.Text))])); end; end;

Mutfagimiz biraz kotu oldugundan kodlarimiz biraz kotu gozukuyor olabilir kusura bakilmasin artik. Her neyse Uses satirina md5'i eklemeyi unutmuyoruz yoksa patateslerin pismesi uzun surebilir. :)

F9 ile Run Neo Run diyelim. Edit1'e birseyler yazalim. Sonra Button1'e tiklayalim. Memo1 de asagidakine benzer bise goruyor olmalisniz.

MD5String('md5') = 1bc29b36f623ba82aaf6724fd3b16718

goremiyorsan bi yerde hata yapmissindir. neyse onemli degil. benim yaptigim kaynak kodlari burdan indiriver..

orjinal ornek dosyasini indirmek icin buraya tiklayin.

yemegimiz hazir. afiyet olsun... allah orucunuzu kabul etsin. gelecek programda gorusmek uzere...

------------ Delphi ile md5 nasıl kullanılır ? bu da google icin :)

26 Ekim 2004

Xp'nin bir baska hatasi

Bu hata sadece yazim yanlisiyla kalmiyor birde anlatim bozuklugu iceriyor. alti ustu yazim yanlisi ama bu yanlisi yapan microsoft gibi bir dev olunca goze batiyor. bir kac gun once vatandasin kulaginda patlayan nokia marka telefonu hatirlayin. nasilda bir anda gundeme oturdu. neden? cok sik rastlanan bir olay olmamasininda buyuk bir etkisi var ama nokia faktorunude unutmamak lazim. kaldiki gunluk hayatimizda ne patlamalar oluyor. patlayan cep telefonu bu patlamalarin yaninda solda sifir kalir valla. beni uzen tarafi bu hatalarin benim tarafimdan bile bulunabiliyor olmasi. ustelik isletim sistemim xp bile degil....

25 Ekim 2004

Katalog dedigin bole olur



gavur mavur ama adamlar isi biliyorlar. daha once turklerin cektikleri bi katalog gormustum. gerci katalog demeye bin sahit lazimdi. bu resimleri gorunce belki biraz utanirlar...

Can't Take My Eyes Off You

Bu mp3u baya arayan varmis. bir suru mail aldim bu mp3u nerden indirebilirim diye. bunun uzerine bi bedava site alip mp3u oraya gonderdim. adreside aha bu http://delphi53.superihost.com/Down gule gule dinleyin.

Noel baba


23 Ekim 2004

Biliyorsan konus alim sansinlar...

bilmiyorsan sus adam sansinlar. Yorum falan yazmiyorum. Adamlar arama motoru yaptik diye piyasada gezebiliyorlar. Celik.neti yaptiklari boyle abidik gubidik islerden sebep oldum olasi sevmem zaten. Ne yaparlarsa hep yarida birakiyorlar veya yaptiklari bi halta benzemiyor. isin kotu tarafi turk.internet.com gibi onem verdigim ciddi bir site bu arama motorunu haber yapabiliyor. insan haber yaparken en azindan sole ufaktan bi arama islemi falan yapar ne halt oldugunu gorur sitenin. sinirlenmiycem sinirlenmiycem sinirlenmiycem

bu ne rezilliktir kardesim........

22 Ekim 2004

Xp'nin hatasini buldum :)


gerci tercumeyle alakali birsey ama ben anlamam kardesim. hata hatadir :)

20 Ekim 2004

bunun fransası da var unutmayın !

dün oynanan maçtır bu lakin lyon oynadı fener alkış tuttu daha çok. acaip bencil bir takımmış bu lyon. topu aldılar hiç vermediler fenere özellikle ikinci yarı hiç vermediler. kollektif oyundan bi haberler bu lyonun topçuları. karşı takım sanki yokmuş gibi, fener sanki sahaya pikniğe çıkmış gibi davrandılar. modern futbolun gereklerinden uzak bir anlayış bu. sen gel istanbula fener stadına, fenerin topu, fenerin sahası, fenerin kaleleri hepsini kullan ve git. golleri at hala daha da atmaya çalış, sanki fenere herkes 6 atmak zorundaymış gibi !!! hayvanlar !!! zaten öndesiniz ne hala akın akın geliyorsunuz ?!!! olacak şey değil. fenerliler de şaşırdı bu terbiyesizliğine lyon takımının. kardeşim bizim aldığımız terbiyeye göre, son 15 dakika falan yenik takım bastırır, önde olan takım geriye çekilir. heyecanlı heyecanlı maç izlenir. aile terbiyesi almamış bu fransız topçuları !!! hatta o sırada yan masada maçı seyreden bir fenerli kardeşimiz, haklı isyanını şu sözlerle dile getirdi “ ulan ne hastaruhlu adamlarmışsınız siz be ! kuduz köpek gibi saldırıyorlar hala ! gavur işte abi sevmiyorlar bizi !” gerçi futboldan uzak bir yorum olabilir bu fakat toplumsal arenadaki hallerimize ayna tutan, nefis bir sosyolojik tespit olarak pek manidar bulduk. bakışlarımızla destek verecektik fakat bizi de gavur sanar diye tırsttık. lyon takımının bu olanlardan hiç haberi yoktu tabi. haldır haldır ayağa toplarla , tıkır tıkır ikili oyunlarla topla oynadıkça oynadılar bir sağdan bir soldan.hep kendilerine ama !!! nerde insan hakları, paylaşım ? avrupa birliğini kınıyoruz buradan. almıyacaksanız almayın kardeşim ! ne dalga geçiyorsunuz bizimle ! ayrıca fransa şaşırma sabrımızı taşırma ! ( her iki alanda da ! ) maça dönersek lyonlu oyunculardan juninhodan bahsetmeden geçemiyeceğim. hayvanın teki. egoizmde bir numara ayrıca fransız milliyetçisi bi adam. topu hiç fenerlilere vermedi. hep fransızlara verdi.( misal fener bi tane fransız topçu transfer etseydi bu maçta bu kadar sıkıntı çekmezdi. ne olurdu ? juninho denen egoist manyak ona da pas verirdi . ) bazen de rüştüye pas veriyomuş gibi yaptı ama füze gibi şut çekiyor nedense rüştüye pas verirken. o da naapsın uçup uçup durdu juninho manyaanın toplarını yakalamak için. hele bi tanesinde direk kırılıyordu rüştünün üstüne . allahtan içeri girdi de rüştüye bişey olmadı. dikkat edin bu ( yani rüştünün iyi niyetli, juninhonun attığı pasları alma gayretleri ) aynen ab den müzakere tarihi almaya çalışan hallerimize denk düşer ! değinmeye başlamışken serkana da değinelim. çocuk öldü bitti fıttır fıttır koşmaktan, zebellah gibi fransızların arkasından o minnacık boyuyla. tam birinin yanına geliyor serkan hooop top başka bir fransızın ayağında. serkan da naapsın hemen ona koşuyor aa bi de ne görsün top tekrar başka bir fransızın ayağında. anlatamadı bir türlü derdini. arkadaşlar verin topu biraz da bize, biz de oynayalım diyemedi bir türlü. dil eksikliği de olabilir tabii. fransızca bilmiyor zannımca çocuk. bir de fransızlara dikkat ettim adamlar gol atınca sus işareti yapmadı hiç tribünlere . bu noktada centilmen bir takım diyebiliriz onlara. türk misafirperverliği de var serde tabi. serkancıım önüne gelenden yedi çalımı oturdu.luciano keza öyle. gerçi çocuk brezilyalı ama hemen kapmış türk örf ve adetlerini. gelene geç dedi bu luciano defansta. ayrıca ilk şutunu 52 inci dakikada atarak fener dünyaya misafirperverlik dersi verdi.( manchester utanmıştır sanırım bu tavırdan !!! gerçi bu manyak ingiliz gazeteleri yine horoz kanaryayı didikledi, düdükledi gibi terbiyesiz manşetler atar gazetelerine şimdi !!! ingilizlerin terbiyesizliğine verip konumuza dönelim ) tuncay her zamanki gibi pembe pembe yanakları ile sahada basmadık yer bırakmadı. aurelio desen keza öyle. sahada basmadık yer kalmadı. tuncay ve aurelio yüzünden, sahada basacak yer bulamayan başta alex, hooijdonk ve diğer fenerli oyuncular da naapsın, sahada gezinip durdular basacak yer bulmak için. sonuçta maç 3-1 hastaruhlu lyonluların galibiyeti ile bitti. s erhat kardeşimiz de, dahi daumun yanında oturdu durdu... fakat dün geceki fanatik lyonluya değinmeden geçemiyeceğim. adamın biri maçı izlemek için geldi ortama. biz oturmuşuz futbolseverler maçı izliyoruz. aa bir gol oldu herif havalara uçtu. fransızca şarkı söylemeler, tek başına meksika dalgası yapıyor böle, breakdans gibi oldu gerçi ama adam hepimizi susturdu. artık üçüncü golde dayanamayan bir fenerli arkadaşımız “yeter lan dümbük” dedi buna. adam hayvan gibi bir ses tonu ile buna keskispas diyerek bir geçirdi. sonra allah ne verdiyse hepimizi dövdü efendim. evet ! tek başına bu holigan, bu terbiyesiz fransız bizim bütün iyi niyetlerimizi suistimal ederek, bütün futbolseverleri tokat delisi etti. burdan avrupa insan hakları komisyonunu göreve davet ediyoruz !!! kardeşim bu olanlar ne şimdi ? cevap verin ! siz yapınca holiganizm, biz yapınca anarşistlik di mi ? iki yüzlü, takiyyeci herifler sizi ! 3 gol yetmezmiş gibi, gel bi de bizi döv haa ?!! bunun fransası da var unutmayın ! o taraftar o staddan nasıl çıkacak ? ha göreceksiniz siz !

15 Ekim 2004

Acıktıııııımmmmmmmmm!

Ramazan geldi hoşgeldi. Saat 2:14 iftara daha 4 saatten fazla var ve ben acıktım. susuzluk durumu iyi ama midem bom boş. sahurda yapmadıydık akşam :) neyse şöle eğlenceli sitelere girelimde zaman su gibi akıp gitsin .... nerde eski ramazanlar kardeşim..... ?

Savaş yakında

ee ms bu olaya sessiz kalacak değil her halde. google da boş durmuyor bir taraftan hindistanda yazılımcı aramaya devam ederken diğer taraftan longhron çıkmadan kendi masaüstü arama aracını yazıp kullanıma sundular. hem ms ye darbe vur hem de adamlarin karizmasini çiz. olacak iş değil vallla :) neyse biz birakalim bunlarida bizim işimize yarar mı ona bakalım. fena gözükmüyo. hele şu indexlemeyi bi bitirsin ondan sonra bakarız kullanılabilir mi kullanılamaz mı diye :)
http://desktop.google.com

12 Ekim 2004

YTL Geliyor!

Malum 2005 te YTL geliyor. Aklımız ve cebimiz biraz karışacak galiba :) Biraz hafif kalır aslında. Çok karışacak demek daha doğru olur. Neden? Para türü belirtilmeden yapılmış bir çok anlaşma var. Bankalar ve devlet kuruluşları ytl için bir takım çalışmalar yaptı fakat yapmış oldukları bu çalışmaların tam anlamıyla doğru çalıştığı söylenemez. Hepside hala önemli hatalar içeriyor ve bu hataların 2005 ten önce tespiti mümkün değil. 2005 te sistemlerde bir sürü hata olduğu tespit edilecek fakat ne zaman düzeltileceği soru işareti. Yapılan mali hesapların hiçbiri birbirini tutmayacak. Kısaca evdeki ve çarşıdaki hesap misali olacak. İnsanlar yanlış harcarım, elimdeki para boşa gider korkusuyla nakitlerini saklayacaklar ve piyasada nakik sıkıntısı başgösterecek. Yeniliklere karşı genlerimizde olan direnç gösterme eylemi burdada meydana çıkacak ve ortalıkta dolaşan milyonlarca tl ve ytl insanların aklını karıştıracak. -Yetişin paramı çaldı. -Teyze tl mi ytl mi? -ne diyon sen a evladım? -tl ise kovalamaya değmez diyom teyze. Buda yeni bir krizin eşiğinde olduğumuzun bir göstergesi. 2005 te en karlı çıkacak insan şüphesiz milli piyangonun büyük talihlisi olacak. Çünkü karı zararından fazla olacak. Bunların hepsini elimde yeterli medya gücü olsa kaos yaratabilir miyim sorusuna cevap aradığım için yazdım. Çünkü iskinin web sitesinde gördüğüm tl/ytl hesaplayıcısı beni mest etti :) iskinin web sitesi

Etkisiz eleman

KampusCell indiriminden kazandığınız 0 kontor hattiniza yuklenmistir. "Sıfır puan kazanırsaniz toplam puanınıza sıfır puan ekleriz..." (Ebru Şallı, Pazar Yıldızı adlı yarışmada) ha ebru ha turkcell...

11 Ekim 2004

Eyvah Eyvah!

Bekir'e gün doğdu diyebilirim. Çünkü Ali arkadaşımız Bekirin durduk yere günahını almıştır. Nasıl mı? Tıkla ve Gör Olayın başlangıcı 04.10.2004 Pazartesi gününe tekabul ediyor. O tarihte ali sitesinin aldığı hite şaşırmıştır. İstatistiklere bakmam için kullanıcı adı ve şifresini bana vermiştir. Bende bu bilgilerle login olmuş, istatistiklere baktıktan sonra da logout olmadan sistemi terk etmişimdir. 06.10.2004 tarihinde ise konuyla ilgili olan mesaja yorum yazmış daha sonra sistemde hala ali olarak gözüktüğümün farkına varmışımdır. Malum üşengeçliğimizden dolayı işlediğimiz hatayı düzeltme yoluna gitmemiş ama yetkili kişilerin olayı çakozlayabilmeleri için gerekli ipuçlarını aralara serpiştirmişimdir. -Yoruma "Pardon :)" kelimesi ile girmem, iki mesaj arasında 4 dakikalık bir farkın bulunması bu ipuçlarına birer örnek olarak kabul edilebilir.- aha böle işte... Bekir gerisini sana havale ediyorum....

07 Ekim 2004

Sen bu hallere düşecek adam mıydın?

Kodların aşırılması uzun bir süre önce cereyan etti ama bu şekilde karşısına çıkınca insan bi garip oluyo :) Ya programı benim yerime bill amca kullanıyor olsaydı? Yazık günah değil mi?

06 Ekim 2004

Ne oluyor yahu bu devrimci konveksiyonel limiti dusuk duzlemsel kominist kardeslere?

Benim -izm ve -ist eklerine doğuştan gelen bir antipatim var. Bu ekleri hangi kelimenin sonunda görsem arkama bakmadan ordan kaçarım. Bu yaşıma kadar sevmedim ve bu yaşımdan sonra da sevmek için her hangi bir geçerli neden göremiyorum. Kominizm, kapitalizm, sosyalizm daha bir sürü *izm... Nedir bunlar allah aşkına? Hangisi neyi savunur? Hangisi neyi niye savunur? Lenin kimdir? Stalin kimdir? Evet, soruyorum... Ne oluyor yahu bu devrimci konveksiyonel limiti dusuk duzlemsel kominist kardeslere?
  • Derdiniz nedir?
  • Alıp veremediğiniz nedir?
  • Savunduğunuz şey nedir?
  • Niye sizlerin arasında şöle adam akıllı güzel kızlar yok? (veya ben hiç rastlamadım)
  • Niye her hafta sonu Apdi İpekçi parkını işgal edip beni Sıhhiye'ye gitmek için o hiç sevmediğim Sıhhiye köprüsünü çıkıp inmek zorunda bırakıyorsunuz?
Görmeyeyim sizi bir daha Apdi İpekçi parkında. İzm'inizi alın ve gidin başka yerlere kardeşim. Kuğulu parka gidin, gençlik parkına gidin ama hafta sonları Apdi ipekçi parkına gelmeyin. Bakın hayat ne güzel... Kuş var. Börtü var. Böcek var. Bilge adama sormuşlar: -Dünyaya bir daha geldiğinde ne olmak isterdin? Bilge adam hafif bir tebessüm ederek cevap vermiş. -Bi dahası yok! Benim *izm lerle ilişkim bu düzeydedir. Allah daha fazla arttırmasın. (Amin)

Mor ve Ötesi


05 Ekim 2004

Ali'nin nesi var?

Şimdi ben bu yazıyı istediğim kadar uzatabilirim di mi? Ne kadar uzunda olsa ne kadar saçmada olsa bunu okuyacak en az bir insanın olduğunu bilmek benim yazmak için hevesimi katlaya katlaya artırıyor. Yazının başlığına bakıyoruz. "Ali'nin nesi var?" Sade ve öznesi tekil bir varlık. İlgi çekmek için, daha çok kişinin okumasını sağlayabilmek için "Alilerin nesi var?" (Dikkat! Kesme işareti yok) adlı bir başlık kullanabilirdim veya ne bileyim aç gözlünün teki olsam, bana bir yetmez en az iki kişi lazım diye düşünsem "Ali ve Faruk'un nesi var?" diye bir başlık kullanabilirdim. Ama gördüğünüz gibi kullanmadım. Gerçi kimin nesi olduğu beni pek ilgilendirmiyor. (-yalançııııı, -sus üleeennn!) Benim niyetim belli zaten. Niyetim belli dedimde Cem Yılmaz'ın bi espirisi geldi aklıma. Şimdi bu espiriyi anlatırdım ama o zamanda çok uzuyor yazı. Benim canım o kadar sıkkın değil ki. (Arada sırada paragraf falan yapalımda en azından okunması biraz kolay olsun) ______________________________________________ Paragaraf (sonra sorarsın ne paragrafı diye) I)Her ne kadar dikkat etsemde dilbilgisi ve noktalama işaretleri bakımından bir çok hatamın olduğunu hissedebiliyorum. II)Bu hataları yapmak için ben kendime zaten ortaokulda müsade etmiştim. III)Önemli değil yani. (ama adamın biri geliyor yaptığım hataları düzeltiyormuş.) IV)Başlık başlık diyince Hatice KABAN'ın kompozisyon dersinde söylediği bir cümle aklıma geldi. "Oğlum, önce yazını yaz. Başlık en sonunda koyulur. Aksi takdirde başlığa bağlı kalmak zorunda kalırsın." Cık cık cık... Ne kadar yanlış. Al işte en açık örneği burda. "Ali'nin nesi var?" Basit bir soru cümlesi. "X 'i var." diye de basit bir cevabı var. (Ali sevinme benim cevabım X değil :) )Sizinde/seninde gördüğün üzere ben başlığa hiç bağlı kalmadan yazıp yazıp gidiyorum. Başlıkla alakasız cümleler kuruyorum, yıkıyorum, derliyorum v.s. Bi cem yılmaza gidiyorum, (e sıkıldım artık yok kesme işareti falan) bi ortaokula dönüyorum, dilbilgisi, cümle falan filan derken bi şekilde aliyi yazının sonuna götürecek merakı onda uyandırabiliyorum. -Ali? -Hişt! Orda mısın? -Hala okuyon mu ciddi ciddi? -Valla helal olsun bana. -Madem okuyon devam edim bende. Nerde kalmıştık. Konu hepten dağıldı gitti valla. Benimde can sıkıntım geçti fazla birşey yazmak istemiyorum. Cevabı vermeden bitirmem inşallah yazıyı. Sonra yazık olur valla. Acırım dayanamam... (dur şöle daha önceden neler yazmışım onlara bi göz atayım. sakın bi yere kaybolma.) OSS 99) Yukarıdaki paragrafta numaralandırılmış cümlelerden hangisi bir sonraki paragrafın başlangıç cümlesi olabilir. A- I B- II C- III D- IV E- I ve II (nasssıı yani?) bide hiçbiri diye bir seçenek koysamıydım acaba? sorunun doğruluğundan pek emin olamadım belkide hiç bir cümlebir sonraki paragrafın başlangıç cümlesi olmak istemiyordur ve ya olamıyordur :) (ana! "veya" yı ayrı yazmışım. asla geriye dönmem. hep ileri. o hata öyle orda kalsın. belki birileri okurda utanırım. ali düzeltmezse tabi..) -pardon alicim, konu neydi? -benim neyim var? -ben ne bilim la senin neyin var? alla alla çattık valla. -ben sormadım sen sordun -ali, bi git başımdan ya.... 2001 - 2006 IIIV. 5 yıllık kalkınma planın var mı? istanbul kent planın var mı? acil eylem planın? tekdüzen hesap planın? ataköy marina yerleşim planın? il afet acil yardım ve kurtarma planın 2004 yılı hizmet içi eğitim planın? allah bilir 31 Mart 2004 tarihli Annan Planıda yoktur sende... söyle ali allah aşkına ne var sende. sende olan birşey söyle. birde utanmadan "Benim neyim var?" diye sorabiliyorsun. hangi yüzle.... :) ehhhh. yeter sıkıldım artık. arkadaş işin ucu nerelere geldi yaw. tamam sölüyom. Ali'nin iyi bir müzik zevki var. hay aksi. bu adam şimdi yazının tamamını okumadan "eheheh, bu kadar yazıyı okuyamam. sonuna bakayımda neyim varmış" diye kendince bi kurnazlık yapmaya çalışırsa.... allah allah. tüm yazdıklarım boşa gider valla olmaz. sıkıcıda olsa bir iki paragraf daha bişeler yazıp cevabı bi şekilde kamufle etmem lazım. dur şurdan bi paragraf daha yapayım ben... evet alicim. işte durum böle. daha ne var ne yok. rizelerde havalar nasıl? msnede gelmiyon bu aralar. arayı soğutma. karadeniz hala hırçın mı? ya güzelim kaçkar dağları. yerinde duruyorlar mı hala yoksa kaçtılar mı? aman kim ne yapsın koca dağı... görüşürüz. ali. ey hay-ü hak! yıktım perdeyi eyledim viran. varayım sahibine haber vereyim heman efendim, her nice sürçtüyse bu microsoft klavye, affola... Puplish post --> http error 500 --> geri. amanın bom boş herşey gitmiş. dur bi copy/paste yapalım da ne olur ne olmaz. bilgisayar bu en beklenmedik anında indiverir darbeyi valla. -hoppp. öle şıppadanak yazının sonunu okumak yok. adam ol hepsini oku bakim.-

Düşün ki

Düşün ki, Kulaklarım adını hiç duymamış Ve hiç tekrar etmemiş isminin ilk hecesini, Yalçın kayalarda akislenen seda gibi... Düşün ki, Düşüncelerimde hiç olmamışsın sen. Uğultusu avuçlarımda kalan rüzgar gibi geçmişsin. Ay ışığına hasret yakamozlarının vuslatıymış, Tam yerine ve tan yerine vuran o umutlarının gölgesi... Düşün ki, Bir sigara içimlik vakitmişsin Ciğerime ecza diye dolan Ya da uğrak bir efkar kahvahanesi... Düşün ki, Bardakta eriyen; ebediyyen beklemekmiş şeker sanılan, Kırık bir sandalyeymiş umutlarımı yasladığım... Düşün ki, Bir uçurum dibiymiş, bakışlarındaki o mana Oyuncaksız kalmasıymış bir çocuğun Ya da bir annenin yavrusuna hasreti... Düşün ki, Yanık bir Anadolu türküsüymüşsün, Çeşme başındaki güzel kızlara inat. Ve inat, gurbetin tüm güzelliklerine... Düşün ki, Gam yüklü duvarda; asi, kırık bir aynaymışsın Hep yarım, hep eksik,hep mahçup... Ayna karşısında kırık bir bakış, Kaybolan diğer yarısındaki tılsım... Bir yağmur olmuşsun Ve tanelerin düşermiş pembe düşlerimin düştüğü yere... Düşün ki, Bir orada , bir burada Bir gurbette, bir sılada İsminin yalın, yalnızlığımın çoğul halinde Ve arkasına yaslanmış binlerce yürek. O binlerce yürekten düşen tek bir düş Ve ılık bir nefesinde üşümüş... Düşün ki, Uzak hatıralarım kalmış sende. Tek kişilik bir oyun, Gurbete bir tren bileti Ya da yarası. Yarısından büyük olan yırtık bir resim... Düşün ki, Hiç olmamış Hiç çalınmamış bir beste Hiç tadılmamış bir zehir.. Düşün ki, Hiç yazılmamış bir şiir...

02 Ekim 2004

Küçük bir hikaye

Evvel zaman içinde mışlı zaman dışında develer tellal iken pireler berber iken, ortalıklarda kısa winston adlı bir sigara markası yok iken, yazılım mühendisliği daha yeni yeni oluşuyorken, delphinin 0.001 beta sürümü henüz test edilmeye başlamış iken ben birisiyle tanıştım. Adı: ? Hay tanışmaz olaydım. Yedi bitirdi beni. Cimriiiiiiiii, dediğim dediiiiiiiiiiiiik, huysuuuuuuuuuuuzz, geçimsiiiiiiiiiiiz, pimpirikliiiiiiiiii, kendini beğenmiiiişşşş, menfaatçiiiiii..... Kim mi? Reklamlardan sonra... (ipucu: kel + mac + freehand)

01 Ekim 2004

İskender

bi git başımdan allah aşkına....

29 Eylül 2004

Manchester United - Fenerbahce

Bir türk olarak 6-2 ye üzüldüm ama bu maç bana Galatasaraylıların açtığı bir pankarttaki sözün ne kadar doğru olduğunu hatırlattı. "Biz daha iyisini yapana kadar en iyisi bu: uefa kupası ve süper kupa."

27 Eylül 2004

Stored Procedure

Allah bunu bulanlardan razı olsun... Destekleyip desteklemedigi henüz muamma olan MySQL'i kullananlarada bu tür bi nimetten nasiplenemediklerini hatırlatmak lazım. Gerci 5.0 sürümüyle destetkleyeceklerdi ama son gelismelerden haberim yok... SP kullanmayanlara önemle duyurulur :)

25 Eylül 2004

Zina yasası gündemden düştü ama

düşerken beni de beraberinde götürdü. Çıkacak olan yeni TCK yasasını protesto etmek isteyen insanların taşıdıkları pankartlar gerçekten çok ilginçti ve içlerinden bir tanesi beni gerçekten şok etti diyebilirim. "Liseli genç kadınlar TCK Yasasını istemiyorlar!"

Karar vermek gerçekten çok mu zor?

Karar vermek neden bu kadar zor insanlar için? Emir almaya ve sorumluluktan kaçmaya o kadar alışmışızki en basit konularda bile birisi bize fikrimizi sorduğunda karar ver(e)miyoruz. Allah yardımcımız olsun...

Can't Take My Eyes Off You

Bu şarkıyı ilk Andy Williams & Denise Van Out 'tan dinlemiş ve çok beğenmiştim. (Öyle sanıyormuşum. Oysaki hiç bir şey göründüğü gibi değildir :) ) Mp3'ü internetten bulup indirmek kolay olacak diye düşünürken hiç de öyle olmadı. Andy Williams & Denise Van Out 'un beraber söyledikleri versiyonunu bir türlü bulamadım ama şarkının en az 20 faklı kişi tarafından söylenmiş halini bulup indirdim. (İndirmek zorunda kaldım.) Uzun uğraşlar sonucu istediğim versiyonunu da bulabildim. Diğer versiyonlarında da takdiri hakeden yorumlar yok değil. Mesela Gloria Gaynor, Béatrice Ardisson, Lauryn Hill, Aqua, Frankie Vali. Bir kaç gün önce bu şarkı bir yerde daha karşıma çıktı ve çok şaşırdım. Komplo Teorisi adlı filmde Mel Gibson ve Julia Roberts 'ın beraber söyledikleri şarkıda buymuş. Bende diyorum bu şarkı biryerden tanıdık geliyor ama....

Unutur muyum?

+----------------------------------------+ |Giderken gözünden sızan yaşını,         | |Bana sarılarak ağlayışını,              | |Döne döne o el sallayışını,             | |Sen unutsan ben hiç unutur muyum?       | +----------------------------------------+

22 Eylül 2004

Kod Adı: Diamondback

Kod adı DiamondBack olan Delphi 9 BorCon 2004'te tanıtıldı... Yeni özelliklerinin tanıtıldığı Delphi 9; Win32, .NET ve C# uygulamaları yapmayı destekliyor.

21 Eylül 2004

Outlook Express Data Converter

Outlook express'te gelen kutusundaki veya diğer kutularda yer alan mailleri html, access vb. formatlara çevirebilecek bir program aranıyor. Görenlerin bildirmleleri önemle rica olunur....

20 Eylül 2004

Blog canımı sıkmaya başladı

herşey iyi hoşta bu yazı yazarken kullandığımız editörün milattan kalması benim canımı fazlasıyla sıkıyor. Doğru dürüst bir Kod yazamıyorum. Ben kastırıp &nbsp koyuyorum amcam &nbsp'leri siliveriyor... Bu forumlardaki gibi niye yapmamışlar anlamak mümkün değil... Alacağın olsun hain köfte...

16 Eylül 2004

Ölesine...

Bugünkü ortalama düzeyde yazılım geliştirme uygulamaları, verimsizliği 20 yıl önce kanıtlanmış, geri kafalı bir yazılım geliştirme yöntemi olan Kodla ve Düzelt usülü programcılığın durgun denizlerinde kımıldayamaz hale gelmiştir.
Steve McConnell (Altına Hücumdan Sonra - After The Gold Rush Redmond, WA: Microsoft Press, 1998 Sayfa 91)

Ntvmsnbc'nin yaptığı büyük ayıp

Ntv'de yayınlanan Ve İnsan programı yeni yayın dönemi ile birlikte yeniden yayınlanmaya başladı. Programın sonunda yer alan resimleri internetten bilgisayarınıza indirmenize yardımcı olan bir program hazırlamıştık ama resimleri internete koyan amcalar ufak bir değişiklik yapınca programımız açıklama metinleri almış olmasına rağmen resimleri gösterirken açıklama dosyası bulunamadı diye hata veriyordu. Resimleri kaydettiği yere gidip bakınca açıklama metinlerinide gayet başarılı bir şekilde almıştı. Sorun neden kaynaklanıyor diye düşünürken "Soldaki Sıfır Önemsizdir" lafı aklıma geldi. Bu matematikte doğru olabilir ama benim programımda soldaki sıfır pekala önemliydi.. :) Efendim sorun şu.. Eskiden resimler 1.jpg, 2.jpg, 3.jpg olarak gidiyordu bende açıklamaları 1.txt, 2.txt, 3.txt olarak kaydediyordum. Amcalarım resimleri 01.jpg, 02.jpg olarak kaydetmeye başlayınca sorun çıktı haliyle. Program açıklama metinleri 01.txt olarak arıyor fakat açıklamalar 1.txt dosyasında. Allahtan sorunu kısa sürede çözdük ama turkiyeweb.com un ftpsi kapalı olduğundan programı güncelleyemiyoruz. Programın yeni halini isteyen olursa sadettinpolat@mail.ru adresine mail atması yeterlidir. Sorun çıkartan satır: memo2.Lines.SaveToFile(Edit1.Text + projectName + '\'+IntToStr(i) + '.txt'); Sorunu çözen satır: memo2.Lines.SaveToFile(Edit1.Text + projectName + '\'+ChangeFileExt(Resimler[i],'') + '.txt'); Programın web sitesi: http://www.turkiyeweb.com/veinsan/

15 Eylül 2004

Sabahın bereketi

Buna inanan bir insan olarak genelde bu nimetten faydalanamayan birisiyim. Uzun süredir ilk defa saat 7:30 da kalkıp dışarı çıkmıştım ki birden sabahın bereketiyle karşılaştım. Ben: Abi bi kısa winston bide kibrit. -3 milyon büfeciye uzatılır. 2 * 1 milyon + 4 * 250.000- Büfeci: Buyur kardeş. -1 * 250.000 + 1 * 50.000 + 1 * kısa winston + 1 * kibrit- Ben: Abi para üstünü fazla verdin galiba. Büfeci: Yok yok doğru. Sigaranın fiyatı düştü. 2.600 oldu Ben: Eyvallah....

14 Eylül 2004

Ölesine...

Tıp sektörü yazılım sektörü kadar gelişmiş olsaydı, penisilin yeni denenip işe yarar bulunmuş ve kullanılmaya başlanmış, ancak doktorların yüzde 75'i tedavi için hala sülük ve çalgıcı otu lapası kullanıyor olurdu.
Steve McConnell (Altına Hücumdan Sonra - After The Gold Rush
Redmond, WA: Microsoft Press, 1999 Sayfa 150)

13 Eylül 2004

Ağustos böceğinin alnına sürülen kara leke

Nazan Bekiroğlu'nun Yusuf İle Züleyha adlı kitabını okurken yazarın, Yusuf peygamberin olayını çok değişik yönlerden ele aldığını görünce bayağı bi şaşırmıştım. Bilmeyenler için kısaca özetlemem gerekirse kardeşleri Yusuf peygamberi kuyuya atarlar ve eve dönünce babaları İbrahim peygambere Yusuf'u kurdun yediğini söylerler. Buraya kadar her şey doğalmış gibi görünüyor ama birisi için durum pekte doğal sayılmaz. Bu kişi iftira atılan kurdun ta kendisi. Kurdun bu olay karşısındaki düşüncelerini ve feryadını kitaptan aynen aktarıyorum.
Nasıl herkese duyuruyum da sesimi diyeyim: Bu anlattığınız ben değilim. ben bu anlattığınız değilim. Yusuf'u ben nasıl yerim? Ben Yusuf'u nasıl yerim? Sözünün bu kısmına gelince kurt, nemli gözlerinden boncuk gibi yaşlar dökülmeye başladı. Gri tüylerle kaplı göğsü, ön ayakları ıslandı. Bir ah çekti derinden derine. Islak burnu daha ıslandı. Ve devam etti: Ben şimdi adımı nasıl temize çıkarayım, alnıma sürülen bu kapkara lekeyi neyle, nasıl yıkayayım? Öyle bir leke ki değil bana, yeter kıyametin kopacağı güne değin gelip geçecek tüm torunlarıma. Tek muradım. bütün yaratılmışların sahibi olan Tanrım, bu ayıpla yaşatamazsın beni. Ya alsın yeni doğmuş bütün kurt yavrularıyla birlikte canımı, kurt neslinin dalı yaprağı burada kesilsin ya da adım temize çıksın.
Ben ve biz buna benzer bir olay daha biliyoruz. Çocukluğumuzdan beri bize anlatılan ve yutturulan bir yalandan bahsediyorum. Hakkında durduk yere iftira atılan, yalan yanlış bilgiler verilen birisinden bahsediyorum. Lafonten 'in biz çocuklara yutturduğu ve hala yutturmaya devam ettiği bir masaldan bahsediyorum. Tahmin etmişsinizdir. Karınca ile Ağustos Böceği Ağustos böceğinin tembel, yarınını düşünmeyen, gününü gün eden, elinde sazı habire şarkı söyleyip dans eden birisi, karıncayı ise çalışkan birisi olarak anlattılar bize. İşin kötü tarafı kış geldiği zaman Ağustos böceğini zavallı , dilenci durumuna düşürürler. Bir lokma ekmek için namerde muhtaç ederler. :) Arkadaş ben bu haksızlığa isyan ediyorum ve kim aksini ispat edebilir Ağustos böceklerinin yaz aylarında bizi rahatsız eden o cırcır sesleriyle belkide kendilerine yapılan bu haksızlığı haykırmadıklarını.... Hikayeyi değiştirmeye karar verdim. KARINCA İLE AĞUSTOS BÖCEĞİ V.2.0 --------------------------------------------- K : Karınca KK : Karıncanın Karısı AB : Ağustos Böceği --------------------------------------------- KK: Bey bu AB hala akıllanmaz mı? Bu güzelim yaz ayını şarkı söyleyip dans ederek geçiriyor. Kış gelince yine gelip kapımıza dayanacak. K: Hanım boşver aldırma. Dedemin anlattığına göre laftan anlamıyormuş bunlar. Kış geldiğinde aklı başına gelir. KK:Gidip bi konuşsan. Belki dedeleri kadar vurdumduymaz değildir. Anlar. K:Tamam. birazdan gidip konuşurum. ----- K:Sevgili AB kardeş. AB: Buyur karınca kardeş. K:Kusura bakma keyfini bozdum ama biliyorsunki şu an ağustos ayındayız hava güzel, etraf yiyecek dolu. Ben sana eğlenme, saz çalma demiyorum ama biraz da kışı geçirebilecek kadar bir yerlere yemek depo etsen. Kışın bizim kapımıza gelmesen. AB: Kışın neden sizin kapınıza gelecekmişim ki? K: Malum. Kışın yiyecek bulamazsın. Bir yerlere yiyecek de stoklamadığına göre...Biliyorsun dedelerin her kış gelip bizden yiyecek isterlermiş. AB: Ya nerden uyduruyon bunları allah aşkına. Şu ana kadar kaç ağustos böceği kışın gelip senden yemek istedi? K: Şeeeeeyyyyyyy..... Ben hiç görmedim ama dedelerim anlatıyorlardı. AB: Senin dedelerin o hikayeleri bi taraflarından uyduruyorlardı. Benim hiçbir dedem gelip sizden yemek istemedi ve istemezde.. Düşün bir kere. Ben ne böceğiyim. K: Ağustos böceğisin. AB: Bi daha söyle K: Ağustos AB: Neden eylül, ekim , ocak değilde ağustos böceği olduğumu hiç düşündün mü? K: Hayır AB: Çünkü ben dünyaya ağustos ayının başında gelir ve ağustos ayının sonunda giderim. Ben kış nedir bilmem. 17 sene toprak altında koza olarak kalırım ve bir ağustos sabahı dünyaya gelir, yer, içer, ürer , eğlenir ve ağustos ayının sonunda da hakkın rahmetine kavuşurum. Senin gibi kış mevsimini geçirmek zorunda değilim. Bunu o kalın kafana sok tamam mı? ve bundan sonra benim atalarım hakkında ileri geri konuşma... İşte durum bundan ibaret. 17 sene sonra bir ağustos sabahı uyanıp 1 aylık ömrünüz olduğunu bilseniz siz ne yapardınız? Ağustos böceğinin alnına sürülmüş olan bu lekeyi çıkarttığıma göre artık yaz aylarında rahat edebiliriz. :) - Ayşe teyze gibiyim mübarek, leke çıkartmakta üstüme yok. -

Arapça futbol terimleri

belki aramızda henüz okumamış olanlar vardır. copy / paste edelim. Seyircinin sahayı işgali: Vaziyet-ül velvele ve işgal-i cemaatiyye Rakip takımdan iyi futbolcu : Krampon-ül bela-i şeytan Bizim takımdan iyi futbolcu : Krampon-ül kabiliyye-i maşallah Teknik Direktör : Mühendis-i kürre-i hümayun Kendi Kalesine atılan gol : Gaflet-ü dalaletiye Şike : Hıyanet-ül vatan-fir kayme Top Kontrolü : Hakimiyyet-ül kürre Futbolcunun topu kaybetmesi : Krampon-ül deccal-uryan-ül kayb-i kürre Takım kaptanı : Serdar-i kuvva-ül kürre Türk milli takımı : Asakir-i milliye-i devleti Osmaniyye Tarihi fark : Vaziyet-ül madara Şerefli mağlubiyet : Hezimet-ül yarabbi şükür Havadan atılan top : Şut-ul minare Topun oyunda kaldığı süre : Zamane-i yekun-u kürre-i cihad Boşa geçen zaman : zamane-i fuzuliyye Açık tribün : Bişerefiye-i tribün-ül sarih Milli Maç : Cihad-ül kuvva-i milliye Uzatma dakikaları : Akibet-ül cihad ya seydi Karambol : Vaziyyet-ül hararet Futbol federasyonu başkanı : Şeyh-ül divan-ül kürre-i hümayun Spor yazarı veya skoru yazan : Ulema-i rezil-i rüsva Cumhurbaşkanlığı kupası : Cihad-ül reis-i cumhuriyye Başbakanlık kupası : Cihad-ül vezir-i azam Numaralı tribün : Vaziyyet-ül kalaba ve istif-ül balık-i numerra Kaleci : Muhafazzar-i Kal’a Defans oyuncusu : Asakir-i mu hafaza-ül satıh Kanat oyuncusu : Veled-i rüzigar Orta saha oyuncusu : Asakir-i saha-ül merkeziyye Kavga : Cihad-i vallah-ül azim Golcüler : Müfreze-i krampon-ül bomba Klüp başkanı : Reis-ül tekke-yi kurre-i hümayuniyye Taraftar : Gariban-ı umumiyye Gurbetçi taraftar : Gariban-i gurbet Hakem : Defterdar-i cihad-ül kürriye Yan hakem : Sancaktar-i hatt-ül saha Hakem düdüğü : Sur-ül düttürü Yenilen gol sonrası sessizlik : Sükun-u mahşer Kötü tezahürat : İsyan-i garibaniyye Toplu tezahürat : Tezahür-ü cümle-i cemaat Amigo : Reis-i imam-i cemaatiyye Penaltı : Cezai şerriye aman yarabbi 1 gol İstanbul’da turu getirir mi? : Vaziyyet-ül hüzzam velakin Allahüm Rabbena ve inşallah vaziyet-i zafer-i kuvva-i aliye şehr-i İstanbuliyye Yenilen gol : La havle ve la kuvveten Atlan gol : Allaaaaahhhh Faul : Darbe-i müstehcen Kontra atak : Taarruz-u aleyküm selam Ölü top : Cenazi-i mefta-i kürre Frikik : Şut-ul hürriyet Mükemmel atak : Taarruz-u fevkal beşer Sarı kart : Ferman-i kehribar Kırmızı kart : Ferman-i ahmer Ofsayt : Taarruz-ul hasbinallah Stadyum : Kabe-i hürriye-i hümayuniyyeh şahane Yedek kulübesi : Divan-i krampon-ül deccal-i üryan-ül mafiş kaabiliyyet 9 Kusurlu hareket : Hareket-ül rabiya-il kusuriyye Teknik direktörün kovulması : Darbe-i mabad Basın : İblis-i vesvese Hava topu : Harabet-i kürre-i feza Futbolcu : Krampon-ül deccal-u uryan Elenme : Akibet-ül hüzzam http://www.sct.tr.cx/

11 Eylül 2004

Dinazorların kayboluş hikayesi....

Dinazorlar nasıl kayboldu? Bu merak edilen sorunun cevabı işte burda. Vurdumduymazlıkları :) Buda başka bir karikatür...
100 puanlık uzman sorusu Gelecekten geldiğini iddia eden adam gerçekten gelecekten mi gelmiştir yoksa adamı dolandırmaya çalışan bir sahtekar mıdır?