05 Ekim 2004

Düşün ki

Düşün ki, Kulaklarım adını hiç duymamış Ve hiç tekrar etmemiş isminin ilk hecesini, Yalçın kayalarda akislenen seda gibi... Düşün ki, Düşüncelerimde hiç olmamışsın sen. Uğultusu avuçlarımda kalan rüzgar gibi geçmişsin. Ay ışığına hasret yakamozlarının vuslatıymış, Tam yerine ve tan yerine vuran o umutlarının gölgesi... Düşün ki, Bir sigara içimlik vakitmişsin Ciğerime ecza diye dolan Ya da uğrak bir efkar kahvahanesi... Düşün ki, Bardakta eriyen; ebediyyen beklemekmiş şeker sanılan, Kırık bir sandalyeymiş umutlarımı yasladığım... Düşün ki, Bir uçurum dibiymiş, bakışlarındaki o mana Oyuncaksız kalmasıymış bir çocuğun Ya da bir annenin yavrusuna hasreti... Düşün ki, Yanık bir Anadolu türküsüymüşsün, Çeşme başındaki güzel kızlara inat. Ve inat, gurbetin tüm güzelliklerine... Düşün ki, Gam yüklü duvarda; asi, kırık bir aynaymışsın Hep yarım, hep eksik,hep mahçup... Ayna karşısında kırık bir bakış, Kaybolan diğer yarısındaki tılsım... Bir yağmur olmuşsun Ve tanelerin düşermiş pembe düşlerimin düştüğü yere... Düşün ki, Bir orada , bir burada Bir gurbette, bir sılada İsminin yalın, yalnızlığımın çoğul halinde Ve arkasına yaslanmış binlerce yürek. O binlerce yürekten düşen tek bir düş Ve ılık bir nefesinde üşümüş... Düşün ki, Uzak hatıralarım kalmış sende. Tek kişilik bir oyun, Gurbete bir tren bileti Ya da yarası. Yarısından büyük olan yırtık bir resim... Düşün ki, Hiç olmamış Hiç çalınmamış bir beste Hiç tadılmamış bir zehir.. Düşün ki, Hiç yazılmamış bir şiir...
Yorum Gönder