31 Aralık 2004

âh mine'l aşk

...
...
...
Göreli kâmet ü zülf ü dehenin harflerini Uğradım fâriğ’u âzâde yürürken eleme
O, sevgilisinin boyunu (kâmet) elif, zülfünü lâm ve ağzını (dehen) da mim harflerine benzeterek bir yandan Kur’anda geçen Elif-Lâm-Mîm âyetlerine işarette bulunurken, diğer yandan beyitin ikinci dizesindeki elem kelimesini ortaya döküvermektedir. (Elem, sırasıyla elif, lâm ve mim harfleriyle yazılır.) Şiirin manası: Ey Sevgili! Kendi başıma ve âzâde yaşayıp giderken birden senin boyunu, zülüflerini ve ağzını temsil eden harfleri gördüm de (güzelliğine tutulup) sonunda eleme uğradım.(Şimdi o elem ile öylesine acılar içindeyim!...) ... ... ... Nabî'nin oğlu Hayrullah için yazdığı Hayriyye nam ünlü nasihatnamesinde namaz için ayrı bir bölüm ayırarak sonunda der ki:
Sen namaza idesin çünki kıyâm
Elf olursun eyâ mâh-ı temâm
Râki' olsan görinür sûret-i dâl
Enbiyâ sırrıdur anla bu makâl
Sâcid olsan görinür halka-i mîm
Âdem olursun eyâ rûh-ı cesîm
Anla çün kim sana keşf ola bu râz
Âdem olur mı iden terk-i namâz
Aşağı yukarı şöyle demektir: Ey parlak ay gibi olan oğul! Eğer namazda kıyama durursan (dimdik duruşunla) "elif" harfine benzersin. Rukûa vardığında "dal" harfi ortaya çıkar. Bil ki bu söylediklerim nebiler sırrıdır. (boşa teşbihler değil!) Secdeye vardığında da "mim" harfinin halkası kendini gösterir ve sen, ey azametli ruh (ey eşref-i mahlukat olan insan) tam manasıyla "âdem" olursun. Bu dediklerimi anla, çünki sen bu sırra vakıf olacak yaratılıştasın. Hiç namazı terk edene "âdem" denilebilir mi?
âh mine'l aşk / iskender pala

http://www.imageshack.us/

-Sevgili blog, çok acil olarak internette bir yerlere resim upload etmen gerekiyor diyelim. -Ne yaparsın? -Hemen http://www.imageshack.us/ adresine gidilir. Gözat düğmesiyle resim seçilir ve gönderilir.

30 Aralık 2004

Coyote ve Roadrunner

Hastayım ben bu çakala... Ekmek parası için katlanmadığı rezillik yok gibi. Yoksa yaptığı o müthiş planlarla road runnerı yakalayamaması mümkün değil ama gel görki senarist amcalarım yerçekimi kanunu değiştiriyorlar, fizik kurallarını alt üst ediyorlar çakalın kuşu yakalamasını engelliyorlar. Bizim çakalda bir gün olsun çıkıp "kardeşim bana neden engel oluyorsunuz?" demedi. Çünkü biliyorki yakalarsa oyun biter sonra kendisine kim ekmek verecek? Şöyle bir fıkra veya kıssa vardır. Adamın biri berbere gider. Traşını olurken berber adama dışardaki bir çocuğu işaret ederek:"bu çocuk dünyanın en aptal çocuğudur" der. Adam "neden" diye sorar. Berber:"sana göstereyim" der ve çocuğu yanına çağırır. berberin bir elinde 1 milyon diğer elinde 10 milyon vardır. ellerini çocuğa uzatır ve "hangisini istiyorsan alabilirsin" der. çocuk biraz düşündükten sonra 1 milyonu kaptığı gibi olay yerinden uzaklaşır. berber adama döneerek "gördün mü? ben sana söylemiştim" der. adam berberden çıkar ve bir kaç sokak sonra bizim aptal çocuğa rastlar. 10 milyon dururken neden 1 milyonu aldığını merak edip çocuğu yanına çağırır ve sorar: "neden 10 milyonu değilde 1 milyonu aldın?" çocuğun yüzünde hafif bir tebessüm belirir ve şunu söyler: "eğer 10 milyonu alırsam oyun biter" :) bizim çakalın hikayeside budur işte :) çizgi filmleri imesh, dc++ ta bulmak mümkün. alt yazı derdi de yok nasıl olsa :)
Coyote'nin yerçekimi dersleri :)
Çakal (Coyote) The Roadrunner, Geococcyx californianus (=Ground Cuckoo)

İlk deprem deneyimi :(

dün akşam ankaranın çubuk ilçesi 4.6 ile sallanınca bizde sallanıverdik :) gerçi 3-4 saniyelik ufak tefek bir sallantıydı ama yine de ürperticiydi. allah bizi bu tür afetlerden korusun, güney doğu asyada ölen insanlara rahmet eylesin...

23 Aralık 2004

Ey gidi eski günler Eyyyyy!

başımızdaki saçların azalmaya başladığı şu günlerde eski yaptıklarımız karşımıza çıkınca insan bu sözü demeden duramıyor... zamanında yazdığımız bi kaç yazı vardı photshop ve flashla ilgili. bu yazıları hala interntte bir yerlerde görebilmek insanı mutlu ediyor :) http://www.bilgisayardershanesi.com/photoshopders1.htm http://www.bilgisayardershanesi.com/flashders1.htm http://www.bilgisayarogren.com/photoshopders5.htm http://kardelen47.tripod.com/photoshop__bilgileri.HTM kendi yazdığımız dersi okuyabilmek için bile 75 kp lik bir ücret ödemek zorunda kaldım :) http://www.sorucevap.com
resminide koyacaktım ama bu helloya bişe oldu resim falan göndermiyor. konu hakkında fikri olan?
sorunu düzeltmişler. resim göndermede her hangi bir sorun yok

GGA - Görselliğin Gücü Adına!

Aşağıda yer alan mesaja DelphiTurkiye.com adresindeki forumda rastladım.
Ben delphi ile program geliştiren ve ürettiği programları iş gören işe yarayana biriyim... Ancak ciddi bi sorunum var... Görsellik... Hep Standart comp. leri kullanıyorum..Programda hiç albeni yok.Arkada harika şeyler çalışıyor.ama görüntü cok rutin sradan label ler edit ler çok düz ve basit.Bugun birinin yaptıgı programı gordum.Ve bir kullanıcının yorumlarını dinleyince cıldırdım. Program inanılmaz basit, db bağlantılarını Table ile arama metodunu locate ile falan yapmış.Ama görüntü labeller falan o kadar hoşki kullanıcıyı mest etmiş.Muharrem diye bir arkadas vardı.Ondan bi cd almıştım.İnanılmazdı.Yok yoktu içinde.ama kaybettim.HAyatım boyunca o kadar comp. i bir arada göremem herhalde. Şimi bana comp ler hakkında site.link vs ne biliyim kaynak yardımcı olacak olan varmı.Boyle arşivinde comp ler olan arkadaslar paylaşmayı düşünürseniz ücretine bile hazırım..Artık kafayı yiyecem güzel işler yapıyoruz...begenilmiyor..Dün eşimde yaptıgını programlar güzel değil diyinice çıldırdım artık. Nolur bana yardımcı olun.
Aslında görsellik ve tasarım programcıların işi olmaması lazım. Bu öğeler başlı başına yetenek ve tecrube isteyen konular. Bu işle ilgilenen insanın ciddi anlamda grafik, psikoloji, görsel sanatlar v.s. gibi eğitimler almış olması gerekmektedir. Programcının işi ise sadece kod yazmaktır lakin bulunduğumuz ortamda bu pek mümkün olmamaktadır. İlk önce şunu belirtmek lazım. Görsellik yetenek işi. Ortaya güzel şeyler çıkartabilmek için insanın sanat ruhuna sahip olması gerekiyor. Sonradan bu yeteneği kazanmak zor ama taklit etmek olası. ;) Süper kod yazan fakat sanat ruhu olmayan insanlar ne yapacak? Bu işi bırakacaklar mı? Şu kadarını söyleyebilirim. Ne kadar iyi kod yazarsanız yazın görsellik veya tasarım güzel olmayınca iş yapmanız, para kazanmanız oldukça zor. Bir şekilde bu problemi aşmanız gerekiyor. En azından tasarımlarınızda, populer programların arayüzlerini taklit etmelisiniz. Daha fazlasına girişmeyin elinize yüzünüze bulaşır. Gelelim işin delphi tarafına. Sanatçı ruhu taşıdığınıza inanmıyorsanız veya vaktiniz çok fazla değilse ve programınıza biraz görsellik katmak istiyorsanız bu işin en basit yolu hazır bileşenler kullanmak. BusinessSkinForm, VclSkin, Suipack, xpStyle tarzı bir çok bileşen var. Bir kaç ufak projede, bu bileşenlerden bazılarını (SuiPack, xpStyle) kullandım ve memnun kaldığımı söyleyebilirim. -Çok fazla gerekmedikçe ek bir bileşen kullanmamayı tercih ederim.- Görsellik için bu tip bileşenler kullanmak şart mı? Elbette hayır. Aşağıda delphiyle yazılmış bir programın çalışma anındaki görüntüsünü görüyorsunuz. Bu projede görsellik için -PDJButton.pas dosyasından ibaret- pdjButton adlı bileşen tek başına işin büyük bir bölümünü halletmiş. Bu bileşen haricinde görsellik adına birde dxButton adlı bir bileşen kullanılmış. (Sadece 1 yerde). geriye kalanlar bildiğimiz standart delphi bileşenleri. Tpanel, TImage, TspeedButtoon v.s...

Aşağıda da formun tasarım anında kaydedilmiş resmini görüyorsunuz.

Photoshop’u CASE araçları kategorisine sokmayanlara burdan önemle duyurulur :) Programı tasarlayan kişi biraz delphi biraz photoshop kullanarak ortaya janjanlı birşeyler çıkartmış. Bunun yanında eminim (%85) bu kişi daha önceden web sitesi yaparak bu işe başlamıştır çünkü kullanılan teknikler birebir aynı. (ilk web işine girdim diye mi bana öyle geliyor yoksa? ) Hangi teknikler diye sorarsanız hemen açıklayalım. Yukarıda ki resimde Gruplar yazan yerin arka planına dikkat edin. Bütün bir resim olarak görünüyor fakat aslında bütün bir resim değil. Aşağıdaki resmin Timage içine yerleştirilip bileşenin Strecth özelliğinin True yapılmasıyla elde edilmiş bir görüntü.

Söylemek istediğim şudur ki Zor mu ? Gülüm bu kadar çok zor mu ? (Kıraç – Hep Seni). Tam bu cümleyi (Söylemek istediğim şudur ki) yazarken winampta çalmaya başladı :) "Cuk oturdu" diye buna diyorlar galiba... Aşağıdaki linkten programın DeDe ile export edilmiş halini indirebilirsiniz. Bunun size yararı şu olacak. Projeyi delphide açıp tam olarak nasıl tasarlandığını ve ne tür resimler kullanıldığını görebileceksiniz. Programın DeDe ile export edilmiş hali http://delphi53.superihost.com/Delphi/MesajNet/MesajNEt.exe PdjButton.pas http://delphi53.superihost.com/Delphi/MesajNet/PDJButton.exe DxButton.pas http://delphi53.superihost.com/Delphi/MesajNet/dxButton.exe Programın Web Sitesi http://www.kanalnet.net/htmlsite/Site/mesajnet.html not: şu sıralar bilgisayarın virüslerle arası ne alemde bilmiyorum. dosyaları indirdikten sonra virüs taraması yapmanızı öneririm.

21 Aralık 2004

AB bizi üyeliğe almaaaazzzz!

Alttaki resim bunun kanıtıdır. Biz millet olarak yatmaya alışmışız. Üretmek, araştırmak bize çok uzak sözcükler. Başkası kazansın biz yiyelim. Ama lafa gelincede altta kalmayız. Türk milleti zekidir, türk milleti çalışkandır. İki ihtimal var. Ya bu söz koca bir yalan (günaydın diyenleri duyuyorum ;-) ) ya da bu ülkede yaşayan 70 milyon insanın sadece 3-5 tanesi türk diğerleri başka bir ırktan. Üretme gayretinde olan insan çevresindeki olanakları imkanları bi araştırır. "Ben bişeler üretmek istesem kimden ve nasıl destek alabilirim?" diye merak eder. 2 ayda merak edenlerin sayısı 70 milyonluk ülkemde sadece 420 küsür. Bi türk dünyaya bedel olduğuna göre; e bu kadar türk yeter bize...

18 Aralık 2004

1 Mayısta ellerim neden cebimde?

Her zaman olduğu gibi bugünde işçi partili arkadaşlar ipekçi parkına gösteri yapmaya gelmişti. Önlerinden sessiz sedasız geçerken karşıdan gelmekte olan iki kızdan birisi gösteri yapan insanları görünce arkadaşına dönerek ve birazda şaşkın bir ifadeyle "Bugün 1 Mayıs mı?" diye sordu. O an kızı omuzlarından tutup iki yanağından öpmek istedim ama çok üşüdüklerinden dolayı ellerimi cebime sokmuştum, çıkartmaya üşendim...

04 Aralık 2004

SAKIN BOYUN EĞME !

Bi kaç gün önce mail kutuma gelmişti. Etkileyici bir yazı, buraya yapıştırmakta fayda görüyorum... “Allah (cc) diyor ki” başlıklı yazımız gazetede çıktığı gün kadim dostlarımızdan Ali Vural kardeşimiz aradı ve “Bir de Kalem suresini oku, orada da çok şey bulacaksın” dedi. Kadim dostumuz Ali Vural kardeşimizin dediğini hemen yapıp, Kalem suresinin mealini dikkatlice bir-kaç kez okuduk. Surenin daha ilk ayetlerinde çarpıcı bir uyarı vardı. Rabbimiz, Sevgili Peygamber Efendimizi “Şüphesiz sana tükenmez bir mükafat vardır. Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin” diye övdükten hemen sonra şu çarpıcı uyarıda bulunuyor: -O halde yalanlayanlara boyun eğme.. Cenab- Hakk kendi yolundan sapanları iyi bildiğini ifade ettikten sonra hidayete erenleri daha iyi bildiğini açıklıyor ve Sevgili Peygamber Efendimize şu tavsiyede bulunuyor: “Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba; bütün bunların ötesinde bir de soysuz olan kimseye mal ve oğulları vardır diye sakın boyun eğme..” Bu hitab-ı ilahiyi dikkatlice okuyunca insan ister istemez günümüz müslümanlarının içine düştükleri zaafı hatırlıyor. Global dünya masallarının etkisine girenleri hatırlıyor. Onlar çok güçlü, başka çaremiz yok diye teslim bayrağını çekenleri hatırlıyor. Güçlünün yanında yer alıp, pastadan büyük pay kapalım diyenleri hatırlıyor. Kalem suresinin bir başka ayetinde Rabbimiz bize şöyle sesleniyor: "Peki Allah rızkını keserse, kimdir size rızık verecek olan?" Evet, inandık iman ettik diyenler için yine çarpıcı bir uyarı daha. Günümüz müslümanlarının en büyük handikaplarından biri de bu rızık meselesi değil mi? Sırf rızık endişesi ile çoğu-çoğumuz yanlış yollara sapmıyor muyuz? Yüce Rabbimiz bizlere şöyle soruyor: “Şimdi, yüzüstü kapanarak düşe kalka yürüyen mi daha doğru gider yoksa dosdoğru bir yolda dimdik yürüyen mi?” Evet, Yüce Rabbimiz bize hem böyle soruyor hem de daha doğru gitmemiz için nasıl davranmamız gerektiğini açık açık söylüyor. Kalem suresinin son ayetlerinde ise Kur’an’ı “yalanlayan”larla ilgili olarak şu uyarılar yapılıyor: “(Ey Muhammed!) Bu sözü (Kur’an’ı) yalanlayanlarla beni başbaşa bırak. Biz onları bilemeyecekleri biçimde adım adım helake yaklaştıracağız. Onlara mühlet veriyorum. Şüphesiz benim tuzağım sağlamdır.” Kadim dostumuz Ali Vural kardeşimize, bu ilahi gerçekleri bir kez daha hatırlamamıza ve hatırlatmamıza vesile olduğu için teşekkür ediyoruz. Allah kendisinden razı olsun diyoruz. zceyhan@milligazete.com.tr