26 Ağustos 2005

Aranıyor Volume 2 .... :(

Osmaniye'de cuma ezanı okunuyor ve biz abdestimizi alarak camideki yerimizi alıyoruz. Hutbeyi dinleyip namazını kılan insanlar yavaş yavaş dışarı çıkıyorlar... Tabi ki ben hariç ve yüzümde "ayakkabısını koyduğu yerde bulamamış" bir ifadeyle dikliyorum dışarda. .... .... .... Yok canım. Hala orda dikilmiyorum. Saolsun köksal bir çift terlik buldu getirdi, onları giydim :) Artık resimlerine bakıp avunuyorum. :) (Ç)alan vatandaş güle güle kullansın. Zaten ömrünün son günlerini yaşıyorlardı. Ben sadece bir yıldır bana hizmet eden bu ayakkabılara "çok teşekkür ederim" diyemedim yüzlerine karşı ona yanıyom. Artık gıyabında söylerim. Önemli olan da niyet değil midir ? :) Bir yıl boyunca benim kahrımı çektiğiniz için çok teşekkür ederim, hakkınızı helal edin. Az daha unutuyordum. Bu ayakkabıların benim için en önemli özelliği onları bana abimin almış olmasıydı. Abimin canı saolsun. Bi çift daha alır artık. Hele bi askerden gelsin :)

yeni bi kaç resim için de --> http://www.turkiyeweb.com/user/sadettinpolat/root/k750i/

20 Ağustos 2005

Dikmen Vadisi

Arkadaşlarla konuşup buluşma yeri olarak Dikmen vadisinde karar kıldık. Adını çok sık duymuş olmama rağmen gitmek henüz nasip olmamıştı. "Sora sora bağgat bulunur" felsefesinden yola çıkarak -ki şehre çok yakın bir yer zaten- arama tarama işlemine koyuldum. Google earth tan görünüyor mu diye bakmayı da ihmal etmedim tabi. -bulamadım o ayrı mevzu -:)- Dikmen vadisini yerin derinliklerine inen bir vadinin içine yaptıklarından -:)- bulmak biraz zor oldu açıkcası. Gerçi iyi bir ipucu sayesinde bulmak çok kolay olurdu ama "koca bir vadiyi bulamadım" bana yardım et" demek için biraz erkendi doğrusu. Sağda solda dikmen vadisiyle ilgili bir işaret, nişan, tabela falan aradım ama bulabildiğim tek işaret vadinin girişindeki bu yarım yamalak işaretti. O olmasaydı vadiyi bulamayacaktım (!)
Bi kaç yıldır ankarada olmama rağmen, vadiye 15 dakikalık mesafede bulunmama rağmen daha önce gitmediğim için kızıyorum kendime. Altınpark, gençlik parkı, harikalar diyarı... Bunlar hikaye benim için. Dikmen vadisi bu üçünün toplamından daha fazla değerli bence. Botanik bir bahçe gibi... Yıllardır NG, Discovery haricinde kurbağa görmemiştim :)
Beni çeken en önemli özelliği vadi içinde ve yeşillik olmasıydı. Bu özelliklerde fazlasıyla rizeyi hatırlatmaya yetmişti bana :) bu arada k750i ile çektiğim bazı resimleride buraya koyuyorum. belki bakmak isteyenler olabilir :)

16 Ağustos 2005

09 Ağustos 2005

Msn'de Ogame Taktikleri - 1

Bi Seni Konuşurum: bak şimdi Bi Seni Konuşurum sen kendine senden güçsüz bi filo kestiriyosun Bi Seni Konuşurum sondalıyosun abi 4-5 kez Bi Seni Konuşurum: tık yoksa bakıyosun harabesi varmı Bi Seni Konuşurum: yoksa bi casus sondasını saldırmak diye gönderiyosun Bi Seni Konuşurum: senin sonda harabe oluşturuyor orda Bi Seni Konuşurum: sonra önden 40-50 gd çıkartıyorsun yola Bi Seni Konuşurum: sonra filonu çıkartıyosun Bi Seni Konuşurum: filon orayı patlattıktan yarım saat falan sonra senin gdler gidip harabeyi topluyor Bi Seni Konuşurum: olay bu Bi Seni Konuşurum: böyle yürüyor burda işler Bi Seni Konuşurum: kimse 50-100 k madenle uğraşmıyor Bi Seni Konuşurum: milyonlarca çöp topluyor adamlar

The Day After Tomorrow

Nemden, rutubetten yeterince su kaybetmiş bir rizeli olarak ankaranın tek sevdiğim tarafıydı havasının kuru olması. Rize'de terlemek için hiçbirşey yapmanıza gerek yoktu ve artık ankarada da gerek yok. Şu an hangisi olduğunu hatırlamadığım bir tv kanalında Ankara'daki nem oranının arttığından bahsediyordu spiker ve bunun nedeni olarak melihin ankaraya oldukça fazla yeşil alan yapmasını gösteriyordu ve yine bi kaç gün önce ankaranın muhtelif yerlerine 20.000 ağaç dikeceğini söylüyordu sucu melih. Terden kaçış yok gibi ama inşallah şu sabah mont giy öğleyin çıkar akşam tekrar giy derdinden kurtuluruz. --- Sabah sabah kapının önünden oldukça hararetli sesler geliyor. Kapının önüne çıktığımda yerde 3 kişi ellerinde aletler su saatleriyle oynuyorlar. -Kolay gelsin. -Saol -Hayırdır bilader ? -Su saatlerini değiştiriyoz. Kartlı olacaklar artık. -Doğalgaz yetmiyormuş gibi artık suyu da mı kartla alacaz? -Bundan sonra böyle olacak abi. -Yaw desene susuz günler artık bizi bekliyor. -Neden ki? -Yahu görmüyon mu su saatleri nerede? Ben hergün gelip saati kontrol edemeyeceğime göre gece yarısı bittimi kontorum ayazta kaldım demektir. -Orasına bişe diyemem. -Kontor transfer olayi var mi bu kartta ? -??? -Kaç para peki bunun masrafı ? -200 sayaç + 100 işçilik = 300 YTL -Ne ? Abi bırak benim sayacı sökme ya ! Ben memnunum valla. Melih istiyosa kendi sayacını değiştirsin ben değiştirmek istemiyom. -Abi 20 taksit yapabiliyon. -Hay anasını satim ya ! Kartı nerden alacaz peki ? -Ulustaki ASKİ genel müdürlüğünden. Sayacta da şu an 3 kontor var. 3 gün sonra veya kontorler bitmeden kartı alman lazım yoksa suyun kesilir abi. -Yaw valla millet nerden nasıl para kazanacağını bulmuş valla. Ne gerek vardı anasını satim saatleri değiştirmenin yaw. Alla alla. Neyse işe geç kaldım. Size de kolay gelsin. -Abi şuraya bi imza atıver....