30 Eylül 2005

ufacık bir yüreğe bu kadar yüklenilmez ki bilader !

Herşey çok güzeldi aslında ama malesef herşey başladığı gibi tatlı bitmiyor. Güzelliklerle dolu bir günün son saatleri size cehennem azabını yaşatabiliyor. Üstelik bunu hemencecik yapmıyor. Bu acıyı daha ii hissedebilmeniz için ağır ağır hareket ediyor. Eminim dün gece 5 yıl yaşlanmışımdır. Varan 1 : Aslında "tam da dişime göre" bir rakip olarak nitelendirdiğim Coderlord ile tavlada kapışmaya başlamıştık. Mücadeleyi de fena götürmüyordum yani... Bir taraftan nargile, bir taraftan gs maçı, bir tarafta muhabbet bir tarafta tavla derken eğlenceli geçen dakikaların ardından acı gerçekle karşılaştık birden. Mücadeleyi 5-4 kaybetmiştim. Olsun "yenildik ama ezilmedik" cümlesini kullanarak başımız dik ayrıldık tavla masasından ama meğerse bu olay sadece bu kötü olaylar zincirinin en başındaki halkadan ibaretmiş. Varan 2: Galatasaray uefa ya veda etti. Bu konuda yorum yapmak bile istemiyorum. Gecenin en kötü anıydı benim için tromsonun attığı gol. Bi uefa şampiyonuna yakışmadı hiç. hem yenildik hem de ezildik :( Varan 3: Büyük konuşmak nedense bana hiç yaramıyor. Dün akşam Coderlord ogame hakkında birşeyler söylerken -filomunda hava da olmasının büyük etkisiyle- "filomu uçururlarsa oyunu bırakırım" gibi bi laf ettim ve eve gelince Ali Usta'dan bir mesaj geldi.
Filona elveda diyebilirsin. Birisi aydan takip etmis. Filo indikten 9 saniye sonra 1752 komuta ile düşman filosu geliyor.
Saat : 23:00 9 saniye... 1,2,3,4,5,6,7,8 ve 9... Çok kısa bir süre. Önce aliyi saat 1.30 da kadar ayakta tutabilmek için büyük gayret sarfettim. Sürekli mesajlaşmalar, bir taraftan dualar... "bu yürek kaldırmaz bu kadar acıyı bir gecede" dedim ama kimseye dinletemedim. Saolsun ali, 9 saniyeyi yettirdi ama malesef gerekli deut olmadığı için filomu savaş tanrılarına kurban vermek zorunda kaldım.
Üzgünüm sado, 9 saniye yetti ama malesef deut olmadığı için filo havalanamadı 1:35
Tek tesellim gezegende oluşacak olan bir aydı ama malesef o da oluşmayınca bir darbe daha almış oldum. Şu an oyunu bıraksam mı bırakmasam mı duygularını arasında gidip gelmekteyim. "devam et" diyen tarafımın en büyük kozu şüphesiz nanit 3. :) "yenildik ama ezilmedik" dipnot: alicim, hızı düşürseydin ya :) Varan 4: Bu saate kadar beklemişken bari şu bizim 17 yaş altı millilerinde maçını izleyeyim dedim. Brezilyayla yarı final maçı ve herkes ezip geçeriz diyor brezilyayı. İlk defa brezilyayı yeneceğimizden dolayı bende çok heyecanlandım ve başladım maçı izlemeye. Daha 14. saniyede brezilya 1 - 0 öne geçti malesef. Sonra 2 - 0 ve sonra 3 - 0. Sonra birde kırmızı kartla devre arasına 10 kişi ve 3 - 0 yenik durumda girdik. Aslında bizimkiler çok iyi oynuyordu fakat (özellikle nuri) bir türlü şansızlığımızı yenemedik. Ben maçtan ümidimi kesmiş bir şekilde yatağa uzanırken bir ara günetikinin "gooooollll" diye bağırmasına uyanmışım. içimden "yahu ne bağırıyorson. 3 - 1 oldu durum. sevinecek ne var?" derken durumun 3 - 3 olduğunu söyleyince güntekin birden şok oldum. 10 kişi maçı 3- 0 dan 3 - 3 e getirmişti. helal olsun dedim. 4. golu ise bir çok fırsatta bir türlü bulamadık. malesef 90. dakikada brezilyanın 4. golu bulup maçın sona ermesiyle bu güzel mücadele sonuçsuz kalmış oldu. tek sevindiğim husus bu takımdaki 6 kişinin galatasarayda oynaması oldu. "yenildik ama ezilmedik" Ha geyret 4 sene sonra tekrar uefa şampiyonu olacaz....

28 Eylül 2005

27 Eylül 2005

Delphi Roadmap

  • Dexter (end 2005) will have ECO 3 (with ECO Basic in all Delphi editions), specific support for 64bit .net, a full-blown version of Together for Delphi, focus on performance and quality.
  • Highlander (2006) will support net 2.0 and provide a VCL for .NET 2.0, VCL for Compact Framework, support for 64bit .NET 2.0
  • Delphi for Vista (2007) will include a VCL for Avalon and Indigo support
  • Delphi/C++ for win64 (circa 2007): the name says it all

http://delphi-notes.blogspot.com/2005/09/ekon-9-keynote-by-davidi.html

26 Eylül 2005

apo'yu da everdik

showmessage('allah kolayliklar versin, bi yastikta kocatsin...'); not: sakın ha sakın çerkezlerden kız almayın !

E-devlet kapısında Linux - MS savaşı

E-Devlet Kapısı ihalesinde en iyi teklifi SBS-Meteksan konsorsiyumu 17 milyon 450 bin Euro olarak verdi. Koç Sistem -Sentim-Cybersoft - 19,450,000 Euro, Oytek - 19,850,000 Euro, Havelsan ise 25,000,000 Euro teklif verdi.
yukarıdaki alıntı bu sayfadan. burda dikkatimi çeken husus en ucuz teklif veren firma microsoft çözümlerini kullanmış diğerleri ise linux. gerçi bu tip projelerde maliyetin asıl unsurlarından değildir lisans ücretleri ama yine de ilginç bana göre :) Neyse beni çok fazla ilgilendirmiyor ama birkaç şey söylemeden de geçemeyeceğim. 1-Gönlüm ihalenin linux + java çözümü sunan firmalardan birinde kalması 2-bu proje çoooooook ama çoooooooooooooooooooooooooookkk uzar ve belirtilen maliyetlerde kesinlikle bitmez. bırakın hesaplanan maliyeti aşmayı proje biterse şaşarım :) 3-ihaleye giren firmaların hepsinin yarım bıraktığı, eline yüzüne bulaştırdığı bir sürü iş var. koçsystem : devlet hava limanları -program hala çalışmıyor- meteksan : yazdıkları bi crm var. yıllardır devam ediyor sentim : aile hekimliği için yazdıkları uygulama hala bitmedi. havelsan : başarılı bir işini bilmiyorum oytek : ??? belki bu firmalar biraz akıllanmış olurlar da bu işin içinden başarılı bir şekilde çıkarlar. bu arada siemens neden bu işe girmemiş merak ettim doğrusu :) //düzeltme : sbs = Siemens Business Services :)

24 Eylül 2005

Hala .NET'le Tanısmadınızmı?

mail kutuma gelmiş. sevgi@i-con.com.tr adresinden gönderilmiş. cevapla dedim ve aşağıdakileri yazarak geri gönderdim.
siz de henüz türkçeyle tanışmadınız galiba ? "mi" soru eki herzaman ayrı yazılır. kendi dilini bile doğru dürüst bilmeyen bir zihniyet bir programlama dilinin eğitimini nasıl ne düzeyde verebilir ?
benim yazılarımda bir sürü yazım hatası bulabilirsiniz fakat siz bir kurumsanız türkçenize biraz daha dikkat etmeniz gerekir. hele ki başlığa .... insanı uyuz etmeyelim lütfen...

22 Eylül 2005

ne şirin şeyler bunlar yaw

Soldan sağa ; cim ,asmakilit , vişne ... http://www.blogcu.com/asmakilit/59391/ yine bu blogdan arakladığım bir şey :)
Blogcunun aşk şiiri
Yaşanılanları Kontrol-S ile kaydedip, Kontrol-Z ile geri yaşıyorum Ben sevdamı download edip masaüstüne alıyorum. En çokta ekranı kapladığın o anı özlüyorum Italik yürüyüşlüm, Bold bakışlı sevdiğim... Öyle bir halt yedim ki, sakın affetme beni Simge durumuna küçült, saatlerce beklet beni Tüm sistemlerimi çökert, Ziple sıkıştır ve parçala Alt F4 ile kapat, Shift ile değiştir beni Kedinin mousela oynadığı gibi oyna, Manzaralı mouse pedinde gezdir beni Yeni bir pencere açalım ve unutalım her şeyi Geri dönüşüm kutusuna gönderelim maziyi Kısa yol oluştur fazla bekletme bu seveni En çok Flash Animasyonlu halini özlüyorum PC görünüşlü, Mac duruşlu sevdiğim Kalpten kalbe bağlantım bağlantısı yapılır Kapanır kapılar, ağa oturum açılır Sevdamız monitöre saniyelerle yazılır Disconnect olursam beni yine arar mısın? Masaüstünde bulamazsan belgelerime bakar mısın? Yokluğunda erişim paketi teselli olmasa da Değişiklikleri kaydedip, yeniden bağlanır mısın?
anonim

21 Eylül 2005

Nostalji Tam Gaz

Clementine ' a ile devam ediyoruz. fazla söze gerek yok http://arioch.alengir.org/clementine/Clementine1.zip http://arioch.alengir.org/clementine/Clementine2.zip http://arioch.alengir.org/clementine/Clementine3.zip gerci konuşmalar fransızca ama başlangıç kısmını bile izlemek insanın derinlere dalmasına yetiyor...

Nostaljiye devam

tsubasa
kalimero
esteban
nils ve uçan kaz
denvır
yahu sayfaya girdim çıkamıyorum. tüm bytlarını teker teker gezdim. müziklerini indirdim dinledim. hey gidi günler hey bea !. 4 saatin nasıl geçtğini anlamadım. az kalsın filoyu kırıyorlardı yaw :) ben gezdim sizde gezin ... http://albator.com.fr/AlWebSite/desintro.php http://membres.lycos.fr/albatorunivers/ sayfalar arasında dolaşırken resimlerin birinde bulunan tv logosu dikkatimi çekti. Kanal 7 nin eksi logosunun aynısı. -ilk gördüğümde logoyu beğendiğim için hafızamda yer etmiş.- "bi yerden aşırmasanız şaşardım" diyordum ki hemen alttaki resimlerde "Show Kids" ve TRT logolarını görünce birazcık utandım. :( http://albator.com.fr/AlWebSite/dessins9.php

Nostalji

allah allah. indirirken "acaba o mu?" dedim ve heyecanlı bekleyişin ardından mp3 ü çok kısa bir süre winampa sürükleyip bıraktım ve play tuşuna bastım. evet oydu. bir an duraksadım. siyah beyaz tvde yakari izlediğim günler canlandı hafızamda. nasılda severdim bu çifgi filmi... belki şimdi izlesem çok mantıksız gelecek ama o zamanlar bayılıyordum ya buna.... mp3'u buraya koyuyorum. isteyen çeksin dinlesin, maziyi hatırlasın yaw :) bir kaç hafta önce izlediğim bir belgeselde de ilginç bir bilgi öğrendim. paylaşayım dedim. Redkit bir fransız çizgi filmiymiş ve amerikada ki kovboyların hiçbiri Redkit ve düldülü tanımazlarmış.... İlginç (by adnan) :)

Zenginin malı...

Sömürge [X:XXX:X] de 09-21 00:01:15 itibariyle mevcut olan hammadde Metal: 38989300 Kristal: 12275000 Deuterium: 5745080 Enerji: 2596 Casuslugu engelleyebilme sansi:3% gunlerdir 1.4 m deutu satıp 3 milyon metal almak için atmadığım taklam kalmadı. adam yığmış sömürgeye 65 milyon madeni.. zenginin malı züğürdün bloğunu yoruyor.... cık cık cık... bu da anet haber grubunda çıktı karşıma
Ogame 4. evren galaksi haritası EXCEL Formatındadır. Filtreleme ile bakmanız tavsiye edilir, kayıt sayısının fazlalığı nedeni ile yavaş çalışabilir. Çıkaralı 2-3 ay olduğu için güncelliğini yitimiştir. Bu haritayı çıkartan kodların asp satış fiyatı 20 ytl dir :) Benzeri diğer uygulamalar için bakınız oyun grubu :) ------------------------------------------- Filo saldırı hareketinde sms uyarı programı İmparatorun gözü ------------------------------------------- detaylı bilgi için axxxxxxx@hotmail.com MSN adresim.
gerçi benim şimdilik ihtiyacim yok. kafama esince cepten saldiri varmi yok mu bakabiliyorum. tek kotu tarafi filoyu kaldiramiyorum. bu problemi de nette başıboş gezinen bi arkadaş bulup "filoyu kaldırır mısın?" diye rica edip çözüyorum.

20 Eylül 2005

signal xperience reklami

reklam gayet hoş olmuş bence. muzik yıkıyor zaten :) çarpışmalardan sonraki "uy,uy" sesleri güzel oturmuş. gerçi reklamın close up reklamlarından aşırma olduğu söyleniyor ama close up reklamlarını görmediğim için birşey diyemiyorum. videosunu www.reklampark.com dan indirdim. uye olmak istemeyenler buradan indirebilirler...

oldu canım


ilginç bir uyarı
Originally uploaded by sadettinpolat.
hemen alıyorum makmuzu oradan :)

Hagi Hagi Hagi

Ümit KARAN lige fırtına gibi girince herkes geçen sezon Hagi'nin Ümiti neden takımda tutmadığını ve başarılı bir hoca olmadığını söylüyorlar. Belki hagi henüz hoca olamadı ama geçen sezon gayet başarılıydı ve tüm imkansızlıklara rağmen şampiyonluğu son maçlarda kaybetti. Üstelik yönetim bile destek olmazken kendisine bu başarıyı sağladı. Kaldı ki Terim'in kadroya almadığı futbolcuları tekrar kadroya alarak eldeki imkanları en iyi şekilde kullandı. Bu mantıkla gidersek Terim'de iyi bir hoca değil. Hem Ümit Karan -gerçi bundan sonra performansı düşer ama- bu sene bu kadar istekli ve hırslı oynuyorsa bunda en büyük etken Hagi'nin Ümit'i ankaraya göndermesidir. Bunu zaten bir röportajında ümitte söylemişti: "Aklım başıma geldi."

19 Eylül 2005

Asım nerdesin ?

bak okullar da açıldı ama sen hala yoksun ortada. yapacak bi sürü iş var. di gel hadi...

Aldigim kilolarin nedeni bunlar mi yoksa?

son bir aydir 5 kilo almisim. resimde gorunen bu bos dondurma kutulari bunun nedenini acikliyor galiba :)

18 Eylül 2005

Flickr

bir ara uye olmayi denedim ama beceremedim :( ali usta olaya el atti ve isminin sonundaki "usta" kelimesinin o yörüngede bosuna durmadığını bir kez daha bize göstermiş oldu :) kameramla gördüğümü çekerim galerisi artık bu adresten devam edecek.

Hoş bir blog

Blog kardeşliğinin linkinden kazara gittim ama hoşuma gitti, ekleyeyim dedim. yeni eklediğim scripti de ordan arakladim sayilir :) http://esatergun.blogspot.com/ http://esatergun.blogspot.com/2005_06_01_esatergun_archive.html - Hep aynı nakarat..!

17 Eylül 2005

webdersleri.com ve yaşlanma efekti

Yol maceraları bitmez. Şöyle ciddi mesai verilse tvdeki sözde gezi/macera programlarına kök söktürecek içerik bile çıkartılabilir ama şimdilik bu meseleye girmiyorum zira önce telif hakları sorununu çözmem lazım. Mesela bi "cebit" olayı varki başlı başına bi program eder ve reytinglerde emin olun tavanda gezer ama sonra ali usta hakkımda maddi manevi tazminat davası açabilir ve olayin kahramanlarindan biri olduğunu iddia edip reklam kazancından pay isteyebilir. Davanın konusu "haksız rekabet" mi olur yoksa "telif haklarını ihlal" mi olur bilmiyorum ama açar yani. Kaldi ki olay mahalinin içinde bulunuyor. "Hamza! şunu işleme koy demesi" yeterli zannumca... Bahsi geçen yolculukta gözüme Nilüfer firmasının çıkartmış olduğu Gezgin adlı derginin 2005 eylül sayısı çarptı. -bu tür dergileri neden çıkartırlar anlamam- Şöyle bi göz atarken orta sahifelerine doğru tanıdık bir sitenin tanıtımını gördüm. Webdersleri.com Bir hayli zaman önceydi malina ve web dersleriyle tanışmamız. İlk zamanlar siteye birkaç photoshop yazısı ile katkıda bulunmuştum. Okul zamanında ise yoğun isteğimiz üzere forumda açılan "bekar ve öğrenciler için pratik ev ve yemek işleri" bölümü ise biz hazır çorba yapmaktan aciz insanların "ruhsal ve bedensel kastamonu kır pidesi komasına" girmemize engel olarak damak tadımızı zenginleştirerek bize katkıda bulunmuştu. -Kurufasulye yapmasını ordan öğrenmiştim- Siteye katkıda bulunan bir diğer arkadaşımız ise Sherlock'tu. O zamanlar ps'cilerin tam bir baş belası durumunda bulunan türkçe karakter sorununa, macromedianın fontographer (programın adı yanlış olabilir) programıyla türkçeleştirdiği fontlarla çözüm getirerek bizlerin hayır duasını almıştı. Aradan belkide 6 yıldan fazla geçti ve ansızın insanın karşısına çıkınca -gerci bizim adimiz sherlock gibi yazıda zikredilmese de- bi tuhaf oluyo işte :)
belki sherlock bu dergiye para verip sahip olmak ister düşüncesiyle dergiyi otobüsten yürüttüm ve kendisine haber verdim. Şimdi ise gelecek teklifleri bekliyorum :) dipnot: sherlock, meshur oldun artık. telefon numarasını vermeyen kisiler bundan sonra senden imzali foto almak icin kuyruk bekleyecekler :)

Delphi Man vs. Dr. DeadLine

ne bu ya ? borland oyuncak işine girecek bu gidişle... delphiman, dr.deadline, yakında actionman, barby falanda çıkar. oh ne ala memleket :) bu işler hepten çocuk oyuncağı oldu valla ... http://www.delphisuperhero.com/

13 Eylül 2005

Şefaat Ya Resulallah

Evliya Çelebi gibi klavyemizden kaçırmadan bir an önce doğrusunu yazalımda yazıya devam edelim, ne olur ne olmaz. Haydin, hep birlikte, bir daha ! Şefaat Ya Resulallah Şu bir hafta içinde Ankara - Osmaniye Ankara - İstanbul Ankara - Düzce yaptım geldim. Pazar gecesi istanbulda ve dün gece yatabildim yatakta. Diğerlerini koltukta geçirmek zorunda kaldım. Havada leylek gormus gibi dolasiyoruz ama rotamizi bi turlu rizeye denk getiremiyoruz nedense. O kadar cok yolculuk yapmaya basladik ki bu aralar kaptan ve hoslarla ahbap,çavuş olduk nerdeyse. Kaptanın, "sado, gel lan ! aksaray, pozantı arasında sen devam et" demesinden korkuyom. Eskiden 0 403 üstüne rahat araba tanımazdım ama şimdilerdeki setralar manyak arabalar. Koltuklar rahat, ust kismi cam yildizlari sayiyorsunuz, koltuklarin arkasinda 3,4 değişik kanalda müzik yayını var, kucuk ama sayica fazla tvler v.s. v.s. bunun yaninda ise yeni cikan mercedesler (travego) bana gore tam bir trıvırı olmuşlar. Setra, "olay budur" demiş şimdilik. Guneye giderken genelde Çayırağası firmasını tercih ederken, marmara tarafına Nilüfer i tercih ederim. Çayırağasının hizmeti oldukça ii ama malesef ilk başlarda süper hizmet var dediğim nilüfer artık eski tadında değil. bundan sonra nilüferi tercih eder miyim bilemiyorum. gerci hala nilüferi tercih etmem için 2 önemli neden var. 1- yastiklari 2-araçların tamamının travego olması. Neye bineceğiniz belli en azından. Firmanın size süpriz yapma şansı yok. Bursa'dan ankaraya geliyorum, yolculuk rahat olsun diye metrodan aldım bileti. bi araba geldi, evlere senlik.. Koltuğun arkasında küllük var yaw. Araba benden yaşlı. Rüyadayım diye düşündüm ama malesef gerçekti. Lanet ettim metroya... Ulusoyun tesislerinden sonra gordugum en iyi tesisler aksaray ağaçlı dinlenme tesisleri. Gayet hoş yapmışlar. Tabi ozel arabayla giderken "nerde kamyon orda mola" mantığını kazanmakta fayda var. tabi sofore fazla yemek yedirmemek kaydıyla :) Neyse otobus saati geldi ben kacar.. yok yaw o kadar da degil. birazdan mac basliyor. şevçenko amcamın şovunu kaçırmayalım di mi ? :D

12 Eylül 2005

küçücük bir soru !

... ... ... ya da şöyle diyeyim: güven nedir? [EOF]

İlan-ı Veda...! ! ! ! ! !

Saldım Seni Deryalara; Nasıl başlayacağımı bilmeden geçtim ekran karşısına, ipin hangi ucundan tutulur bilmem böyle zamanlarda. Hisleri yazıya dökmek hiç bu kadar zor gelmemişti bana ve hiç bu kadar anlamsız bir hayatım olmamıştı son zamanlar... Yanlış zamanları yaşamak ne zor; içimdeki seni bile koruyamadım bak... Kendimi sorguladığım bir vakitti, bana gönderdiklerini okuduğum an... Her bir sevgi sözcüğünden, bir kolye yaptım kendime; hiç çıkarmamak adına ve yüzlerce kolyem var boynumda senden armağan, avuçlarıma doldurduğum gülüşlerinse hala sıcacık; kaybetmek korkutuyor beni: Çünkü bir umuttu bana gülüşlerin; karanlığın ortasına açılan bir ışık, çıkmazlardaysa bir kapı. Sen, yeniden sevmeyi öğreten; sen, hayatımın en anlamlı son perdesi... İpin hangi ucundan tutulur bilmem böyle zamanlarda; hiç tutabileceğim bir ipim olmadı benim. Ben at üzerinde koştururken, dizginler hep başkalarındaydı... Oysa ne çok sahip olmak istedim, ne çok yön vermek istedim yaşantıma... İpin hangi tarafı daha çok acıtır bilemedim... Hep ucunu gösterdiler bana; ben onları tutmaya odaklanırken ne çok yuvarlandım, ne çok düştüm hayat yolundan; kanayan yaralarımı silen dahi olmadı... Her seferinde fırlattı üzerinden hayat beni... Ne “at” sevebilmişti beni; nede ben kendimi... Öyle zamanlarda tanıdım seni, armağan ettiğin kolye hala boynumda, hiç çıkarmadım... Böyle benimsedim sevgini, belki gerçekleşmeyecek bir hayal ürünüydü ama; ben o hayali çok sevdim... Şimdiyse biz bizden çok uzakta... Ne kadar istesem de sevdana cevap veremiyorum... İhtiyaç duyduğun anda bile yanında değilim, olamıyorum... Olmak istemediğimden değil bu, dizginleri kavrayamadığımdan, haklıydın oysa; insan sevdiğinin yanında olmalıydı, bu bir sebep değildi, ama binlerce sebep tutuşturdular elime, hangi yola baksam sensizlik, hangi parçayı dinlesem ayrılık, hangi yöne çevirsem gözlerimi; göremiyordum ki seni...Oysa bir gülüşüne binlerce ömür feda etmek isterdim, gözlerindeki bir ışıltıyı yakalamak için, güneşten bile vazgeçerdim... Olmuyor be gülüm; olmuyor...! Sen orda bir haber diye üzülüp beklerken, ben burada haber verememenin sıkıntısını yaşıyorum... Sen sesimi duymak isterken, bense gözlerini arıyorum, bütün bunlar yetmezmiş gibi; birde hayatın zorlukları, baskıları biniyor üzerime... Bunları hak etmedin biliyorum, en çok seni üzdüğüm için kendime kızıyorum, hani diyorum ya keşke istemekle olsaydı, inan çektiğin acıları, yalnızlıkları ve hatta tüm sıkıntılarını, yudum yudum içmek isterdim... Sana, içimdeki varolan sevgi selinden bir köprü inşa etmek isterdim... İstemekle olsaydı eğer; sana bu acıları hiç yaşatmamış olmayı isterdim... Ama artık seni sana armağan ediyorum... Bunu her ne kadar anlamasan da ve ben bunu ne kadar anlatmaya çalışsam da; bunun ne kadar acı vereceğini bilmiyorum sanma... Benimleyken daha büyük acılar çektiğini görebilecek kadar sağlam gözlerim; içimdeki seni; sensiz yaşatmanın zorluğunu bilerek, kabul ediyorum, oysa Pamuk Prenses ile onu uyandıran Prens misali bitmesini isterdim hikayenin, gözlerimi açtığımda ilk seni görmek isterdim; ama biz Leyla ile Mecnun olabildik ancak; uzaktan sevebildik birbirimizi... Sana daha fazla acı vermek istemiyorum artık... Çıkmazlarla dolu olan hayatıma seni ortak etmek istemiyorum... Ve bunu anlamanı beklemiyorum, henüz ben bile anlamış değilken! İsteğim acılarına son vermek ve tek bildiğim zaman geçtikçe bunun daha zor olacağı... Gözyaşı değmiş dudaklarınla bana; “bir daha arama” derken, haklıydın aslında... Çok düşündüm bende, kangren olan kolu kesmek mi? Yoksa vücudu kaybetmek mi? Hangisi daha zordu? seninle kalıp seni daha fazla yaralamaktı benim için zor olan... Bilsen, ne zor gitmen gerektiğini bile bile 'kal' demek sana... Ne zor, senin için bu dünyadaki mutluluğun beni hayatından silmek olduğunu bilmek... Üzülmeni, incinmeni asla istemediğim halde, bunu sana yaşatmak, mecbur olduğumuzu görmek ve sana bunları söyleyemeden 'arkana bakmadan git ' demek... ' Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa' demek sana bilsen ne zor... Beni çekip alıvermek yüreğinden; Sen hala yüreğimdeyken, ellerimi ellerinden çekmek; sıcaklığın hala tenimdeyken, yokluğuna alışmak ne zor... Beraber yürüdüğümüz yollarda, iki yabancı gibi karşılaşmak ve bakamamak gözlerine bilsen ne zor, senin için çarpan kalbime; sensizliği anlatmak ne zor... Senden serenat istemiştim hatırla; hatta “ilan-ı aşk”. Bak işte; ancak “ilan-ı veda” edebiliyorum sana, sevgimi duyurmak isterken milyonlara, düştüğüm bu durumda sadece acılarımı anlatabiliyorum; neden mi? İnan hiç bilmiyorum... Mutluluğumu duyuramadım ama; acımı herkes duysun istiyorum... Hak etmediğim bir mutluluktun sen; yıllar geçse de hak edemeyeceğim kadar büyük bir mutluluk olarak kalacaksın içimde... Biliyordum oysa; başka bir lezzet vardı senin tadında; hiç unutamayacağım, ama asla sahip olamayacağım bir mutluluk... Sevdan fazla büyüktü bana; ben içinde ufaldıkça ufaldım, alışkın değildim böyle sevilmeye; süt dökmüş kediye döndüm, bocaladım, şaşkına döndüm sarhoşluktan; oysa içmeyi sevmem, ama iliklerime kadar sarhoştum yanında, belki saçmalamam bu yüzden, bocalamam bu yüzden; işte tek anlayamadığın buydu senin, ya da benim anlatmayı beceremediğim... “ Eğer sevdiğin için bir şey yapamıyorsan; bunu yapacak birilerine bırak...” K.M.’nin bir sözünde buldum gerçeği... en büyük fedakarlıktır bu aslında... Sevdiğin için her şeye katlanmak, onun mutlu olabilmesi için salıvermek dünyaya... Ben bunu beceremedim sana karşı; senin gibi ender bulunan bir insanı kırdım; belki de daha fazlasını yaptım, kalbinden yaraladım... Kırık kalbini alıp, sana kalbimi vermek isterdim ama benimki yıllardır kırık... İşte balığım, avuçlarımdaydın uzun zamandır, rengin soldu ellerimde, üşüdün belki de, soluksuz kaldın, benimle gülemedinse de, benimle ağladın; ama yinede tüm yüreğini koydun, tüm çaresizliğine rağmen... Bu güzelliğe karşı yapabileceğim tek şey seni sorunlarından (kendimden) arındırabilmek... Şimdi yüzgeçlerinden, hiç doyamadığım gözlerinden öpüyorum seni, hadi ıslat bedenini, soğuk ve engin sularına koş, nefes al yeniden; bu “Derya” yı unut “Deniz” kalsın sadece yüreğinde, ama asla suçlama beni, arada bir kaldır başını, iyi olduğunu haber ver, sıkıldığında dök içindekileri, bende yazıyor olacağım burada hayata dair; ve ellerimde, son çırpınışından kalan birkaç değerli pullarınla avunuyor olacağım... Ve her gün bakmaya doyamadığım gözlerin gelecek bana, ve ben her seferinde öpüp salacağım seni, sonsuz derin okyanuslara... Her şeye rağmen bari sen mutlu ol şeker; denizler senin olsun, kocaman yüreğin kadar, kocaman deryalar seni bulsun... Senden son dileğimdir affetmen beni, affet bebeğim, affet bir tanem, lütfen affet; ben kendimi affetmesem de... Gün gelecek deniz kadar sevgim okyanus olacak, elbet bebeğim, inci tanem; seni saldığım deniz, mahşerde ikimizin olacak... Elveda gül yüzlüm, güzel gözlüm elveda sana, elveda senle gelen tüm güzelliklere... “Severken ayrılmak zorunda olanlara ithaf olunur...” Zaman durdu şimdi; artık atılacak bir tarihte yok, geçmişten avuçlarımda kalan; akıttığım göz yaşlarımdı bak kurudu şimdi; bırak göz yaşlarını artık gözlerim bile yok...! ! ! ! ! ! ! ! Gülay Morgül http://www.antoloji.com/siir/siir/siir_SQL.asp?sair=13811&siir=172552

04 Eylül 2005

Bıraaaxxx, Bıraaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaxxx !

12 yıl önce uzun 2000 ile başladığım bu maceramda çeşit çeşit sigarlar denedim. Yeni harmanlar, parlamentler, 2001ler, kameller ve daha niceleri. En son kullandığım ise kısa winstondu. uzun süredir istiyordum ama çevre koşulları pek uygun olmadığından bi türlü fırsat olmadı ama an itibariyle tam 1 ay oldu sigara içmeyeli. Çok zor oldu diyebilirim. Bilhassa yemeklerden sonra kendimle çok mücadele ettim içmemek için. Sigara aklıma geldikçe hep beynimi ve çenemi meşgul edecek birşeyler buldum :) Bazen tavan yapan nikotin ihtiyacını ise nargile ile giderdim. bi daha sigara içmeyiz inşallah ...

02 Eylül 2005

Allah korusun, kazaa'lardaaaaaan imesh'lerdeeeeeen torrent'lerdeeeeeen !

bunlar sayesinde hdd yetmez oldu insanoğluna yaw. yeter, yavaş gelin biraz. bu programlarin yapim ve yayininda kesin seagete, samsung gibi hdd üreten firmalarin barnagi vardir :) bu arada bizim ayakkabilardan hala bi haber cikmadi :( yeni bir cift ayakkabi alabilmek icin yardim kampanyasi baslatiyorum. akbank mithatpasa subesi hesap no: 59558 sadettin polat gonlunuzden ne koparsa (bak 3 aylardayiz ona gore cimrilik etmeyin.) not:avro, dolar vb. dovizler icin lutfen iletisim kurunuz. ads by sado :)